ständig
Sürekli,daima,durmadan
Massiv
Şiddetli,büyük ölçüde, ciddi şekilde
(Fizikse)= katı,sert,sağlam
Tagtäglich
Günbegün, her Allah ın günü, her gün aralıksız
die Bahn
Tren/Demiryolu
Schmecken
Tadına bakmak/tadı olmak, lezzetli gelmek
Abenteuerlich
Maceracı, maceralı
Aufregend
Heyecan verici
die Arbeitserlaubnis,-se
Çalışma izni
Die Aufregung,-en
Heyecan,telaş/telaşe, gerginlik/huzursuzluk
Aufgeben (gab auf/ hat aufgegeben)
Pes etmek, bırakmak
beeinträchtigen (hat beeinträchtigt/ beeinträchtigte)
Olumsuz etkilemek,zarar vermek, kısıtlamak
Stören
Rahatsız etmek
Schaden
Zarar vermek
Stattdessen
Bunun yerine, onun yerine (Cümlede genellikle 1. Yada 3. sırada yer alır)
konstruktiven
Yapıcı
ausdrücken (drückte aus/ hat ausgedrückt)
İfade etmek
der Ausdruck
İfade
ausdrucken
yazıcıdan çıktı almak, yazdırmak
bereuen (bereute / hat bereut)
pişman olmak
die Reue
Pişmanlık
die Beziehung
İlişki
Gestrig
Dünkü
das Telefonat
Telefon görüşmesi
Streng
Sert,katı
Hiermit
Bununla birlikte, burada,bununla / işbu belgeyle
bestätigen
onaylamak,teyit etmek,doğrulamak
der Erhalt
Alış,teslim alma
Koruma,muhafaza etme
erhalten
Almak (bekommen fiilinin daha resmi ve kibar versiyonudur)
dankend
Bir eylemi ‘teşekkür ederek’ veya ‘minnetle’ yaptığını belirten zarf
Sich einleben (lebte sich an/ hat sich eingelebt)
Alışmak,yerleşmek
das Einleben
Alışmak, uyum sağlamak
Erfahren (erfuhr/ hat erfahren)
Tecrübe etmek, öğrenmek
die Erfahrung
Tecrübe/deneyim
erfahren (adj.)
tecrübeli, deneyimli
erledigen (erledigte/ hat erledigt)
halletmek, yapmak
die Erledigung
Halledilme, Tamamlama, bitirme
kündigen(kündigte/ hat gekündigt)
istifa etmek, feshetmek
die Kündigung
İstifa,fesih
mittlerweile
Bu arada,zamanla,artık,bu süre zarfında
beherrschen
Bir şeye hakim olmak (Yetenek,dil)
2)kendini kontrol etmek,dizginlemek
3)hükmetmek (yönetmek) = Tarihi veya siyasi konuda
riskieren
Riske atmak
das Risiko
Risk
riskant
riskli,tehlikeli
sehnsüchtig
hasretle,özlemle
die Sehnsucht
Özlem
übersetzen (übersetzte/ hat übersetzt)
tercüme etmek
der Übersetzen
Tercüme
Wagen (wagte/ hat gewagt)
Cesaret etmek
der Wagen
Araç
mutig
Cesaretli, yürekli
zufällig
Tesadüfen
der Zufall
Tesadüf
zwischendurch
Arada,aralarda,vakit buldukça
sich gönnen
Bir şeyi kendine hak görmek
immer wieder
Tekrar tekrar, sık sık
die Einstellung
Tutum/Zihniyet
2)Ayar (Telefonun veya herhangi bir makinenin ayarları)
3)İşe alım
4)bir şeyi durdurmak, sonlandırmak
die Amtssprache,-n
Resmi dil
das Amt
Makam,ofis
anerkennen (erkannte an / hat anerkannt)
Tanımak,kabul etmek, takdir etmek
die Elite,-n
elit,seçkin tabaka
Elitär
Seçkinci, elitist
fälschlicherweise
yanlışlıkla
der Fehler
Hata
das Gesetz,-e
Kanun,yasa
veröffentlichen (veröffentlichte/ hat veröffentlicht)
yayımlamak
die Veröffentlichung
Yayımlama
die Verwaltungssprache,-n
İdari dil
die Verwaltung,-en
İdare
verwalten (verwaltete/ hat verwaltet)
yönetmek, idare etmek
vielsprachig
çok dilli
voraussetzen (setzte voraus/ vorausgesetzt)
Şart koşmak
die Vielsprachigkeit,-en
Çok dillilik
die Voraussetzung,-en
Şart
der Wandel
değişim
wandeln
1)dönüştürmek (enerjiyi elektriğe vb.)
2)değişmek (sich wandeln şeklinde kullanılır)
3) yürümek,gezinmek (eski/edebi)
veränderbar
değişebilir, değiştirilebilir
der/die Begleiter /in -/-nen
Refakatçi, eşlik eden
Selbst
Kendi,kendiliğinden
Klar
Açık,net,belli
begleiten (her zaman Akk ister)
Eşlik etmek/ refakat etmek
die Begleitung,-en
kulturell
Kültürel
die Kultur
das Missverständnis ,-se
Yanlış anlaşılma
missverstehen
die Öffentlichkeit
Kamuoyu, halk
öffentlich
Kamuya açık,genel
die Privatsphäre
Özel hayat, mahremiyet
Privat
Özel,şahsi
die Selbstverständlichkeit,-en
Tabiilik, doğallık, zaten öyle olması gereken şey
1)Tabii kiii, Lafı bile olmaz anlamında
2)Sorgulanmayan, kanıksanmış durumlar
3) Bir şeyi çantada keklik görmek
die Spielregel,-n
Oyun kuralı
Selbstverständlich
Tabii ki, elbette
Regeln
Düzenlemek, halletmek
! Regeln= Yapılması gereken spesifik maddelerdir
Ordnung= Genel düzen ve tertip halidir
üblich sein (war/ ist gewesen)
Alışılagelmiş olmak
die Üblichkeit
Alışılagelmişlik, yaygınlık
unbewusst
Bilinçsizce
das Bewusstsein
Bilinç
unhöflich
kaba, nazik olmayan
Die Höflichkeit
Nezaket
das Verhalten
Davranış
Sich verhalten
Davranmak , tutum sergilemek
wahrnehmen (nahm wahr / hat wahrgenommen)
algılamak
die Wahrnehmung
Algı
die Geduld
Sabır
der/die Einwohner /in -/nen = Sakin, hane halkı
der/die Einheimische,-n = Yerli (halk)
das Heim
Yuva/ev , Yurt/bakımevi/kurum
‘Zuhause’ kelimesine benzer şekilde, sadece fiziksel bir binayı değil, bir kişinin kendini ait hissettiği, huzur bulduğu ‘yuva’ ortamını ifade eder
Heimisch (adj.)
Yerli/ bir yere özgü
die Einrichtung
Kurum, kuruluş
einrichten (richtete ein / hat eingerichtet)
1)Evi döşemek,mobilya yerleştirmek
2)Kurmak, oluşturmak (Sistem veya hesap)
3) Ayarlamak, uydurmak (Zaman ve düzen)
Bir durumu veya zamanı mevcut şartlara göre organize etmek
ehrenamtlich
Gönüllü
das Ehrenamt= Gönüllü görev , gönüllü çalışma
die Ehre= Onur / Gurur
das Amt= Görev, makam
sich heimisch fühlen= kendini evinde hissetmek
ermöglichen= mümkün kılmak (ermöglichte / hat ermöglicht)
möglich= mümkün,olası
farbenfroh= rengarenk
Farbig= renkli
Gelegentlich= ara sıra, bazen
die Gelegenheit = Fırsat, vesile
Gelegen(adj.)= uygun,elverişli
die Gesellschaft,-en= Toplum,cemiyet
gründen= kurmak (gründete / hat gegründet)
die Gründung= Kuruluş,kurum
gründlich(adj.)= titiz, en ince ayrıntısına kadar
der/die Handwerker/in -/-nen = Zanaatkar
das Handwerk= zanaat, el ustalığı
handwerklich= el becerisiyle ilgili, teknik beceri gerektiren
die Herkunft= Köken,asıl
der Raum. der Mittelpunkt= Odak noktası
Mittels= aracılığıyla, vasıtasıyla, yoluyla (+Genitiv) ( Durch +Akk ile benzer)
herkommen= bir yerden gelmek (köken) /buraya gelmek (yönelme) / kaynaklanmak( bir şeyden çıkmak)
die Hochschulreife= Üniversiteye giriş yeterliliği
reif= olgun/ergin (hem somut -meyveler için- hem de soyut -insanlar veya fikirler için-)
inmitten= ortasında, arasında (Genitiv ile kullanılır)
die Mitte= Orta, merkez / Denge
(Yer bildirirken genelde ‘ in der Mitte +Genitiv veya von’ kullanılır )
insgesamt= toplamda, genel olarak, hepsi beraber
! Alles in allem = bir durumu, olayı veya süreci genel hatlarıyla değerlendirirken kullanılır
(Türkçeye ‘her şeyi hesaba katarsak’ , ‘genel olarak’ veya ‘neticede’ şeklinde çevrilir)
Küçük olumsuzluklar olsa bile genel sonucun ne olduğunu belirtmek için çok kullanışlıdır. Genelde cümlenin en başında yer alır.
die Integration= Entegrasyon integrieren= entegre olmak, uyum sağlamak, birleştirmek (genelde ‘in+Akk ‘ ile kullanılır)
integrativ= kaynaştırıcı, bütünleştirici ,kapsayıcı
der Ansatz,-^e= Yaklaşım,yöntem, başlangıç,belirti
die Sprachvermittlung= dil öğretimi / dil aktarımı die Vermittlung= Aracılık/aktarma
leiten= yönetmek (leitete/ hat geleitet) der Leiter= Yönetici/şef/lider
die Leiter,-n= Merdiven (Taşınabilen, bir yere dayanan veya katlanabilen merdiven)
die Leitung= Yönetmek , yol göstermek, iletmek
leuchten= ışık saçmak, parlamak, aydınlatmak (leuchtete / hat geleuchtet)
(Hem somut -bir ışık kaynağının ışık yayması- hem de soyut -birinin mutluluktan parlaması-)
das Leuchten= Parıltı, Aydınlık, Işık saçma leuchtend=parlak, ışıldayan, canlı, ışık saçan
der Migrationshintergrund= Göçmenlik geçmişi
die Migration= Göç, nüfus hareketliliği migrieren= göç etmek,yer değiştirmek (hem de teknoloji -veri taşıma-anlamında)
scheitern=başarısız olmak (scheiterte / ist gescheitert)
das Selbstbewusstsein= Özgüven selbstbewusst= Özgüvenli
unterstützen= desteklemek (unterstützte/ / hat unterstützt)ü
die Auswahl,-en= Seçim,seçenek, seçki
bereisen= tam anlamıyla gezmek, bir yeri baştan başa gezmek
der Begriff= Kavram,terim,tabir verreisen= bulunduğun yerden ayrılıp bir yere gitmek/yols çıkmak (zaman ister)
beantragen= başvurmak, dilekçe ile istemek , talep etmek (beantragte/ hat beantragt)
gewagt= cesurca, cüretkar, riskli die Welt= Dünya
die Unterstützung verbergen= gizlemek (verbarg/ hat verborgen)
das Versteck= saklanacak yer, gizli yer, sığınak
verstecken= saklamak, gizlemek sich verstecken= saklanmak der Partner
versteckt= gizli,saklanmış vollkommen=kusursuz, tam
die Vollkommenheit=Kusursuzluk, mükemmellik ,tamlik
sich wohlfühlen= iyi hissetmek (fühlte sich wohl/ hat sich wohlgefühlt)
das Wohl=iyilik,refah,esenlik, sağlık der/die Zugewanderte,-n= Göçmen zuwandern=bir yere göçmek
die Zuwanderung=Göc, dışarıdan gelip yerleşme ,iç göç
die Maultasche,-n= Manti das Bedürfnis,-se= İhtiyaç stinken= pis kokmak/ kötü kokmak (stank/ hat gestunken)
anfahren= harekete geçmek/ kalkış yapmak, çarpmak (hafif veya başlangıç seviyesinde) değip geçmek (ayrılabilir)
überfahren= ezmek/üstünden geçmek, ihlal etmek (ışık/levha- kırmızı ışıkta durmamak) (ayrılamaz)
der Pilz,-e= Doğadaki tüm mantar türlerini kapsayan genel terim
der Champignon,-s= Kültür mantarı (yenilen mantar-pizzadaki vb.)
Wodurch= ne aracılığıyla , ne vasıtasıyla Prädikat=Yüklem
ausüben= icra etmek, yapmak, uygulamak (Aktivitäten ausüben)
die Angabe,-n= bilgi,veri,beyan
die Information,-en= Genel olarak ‘bilgi’ demektir. (haber almak, bir şey öğrenmek)
Angabe= Daha çok birinin sunduğu, bir forma yazılan veya bir kurum tarafından paylaşılan resmi/teknik bilgi veya beyan demektir
Eventuell= Muhtemelen, olası, belki Wobei= ‘bunu yaparken de…’ , ‘ki bu sırada…’ 'şunu da belirtmek gerekir ki…’
die Struktur,-en=Yapi, düzen , bünye (Hem somut -bir binanın yapısı- hem de soyut -bir konunun işleniş sırası- durumlar için)
der Streik,-s= Grev die Weise=Tarz, biçim , yol,yöntem (=Art)
ähnlich=benzer, benzer şekilde das Zitat,-e= Alıntı, özlü söz
das Heimweh= Ev özlemi , memleket özlemi. das Fernweh= Uzaklara gitme arzusu, gezme tutkusu
harmlos=zararsiz ,masum,tehlikesiz sich verabschieden= vedalaşmak
auflösen= boşaltmak, feshetmek, çözmek,dağıtmak (Wohnung auflösen ) (löste auf/ hat aufgelöst)
gewohnt=alisik, alışılmış auswandern=göc etmek ,ülkeyi terk etmek
verlassen= terk etmek, ayrılmak globalisiert= küreselleşmis
Bestätigung = Onay, onaylama, teyit Rechnung=Fatura oben=yukari, yukarıda,üstte
Nachmieter= Yeni kiracı (sizden sonraki) verliebt=asik
der Erhalt= 1)Teslim alma/makbuz (bir şeyin -mesaj, paket,para vb.- ele geçmesi veya kabul edilmesi durumudur.
2)Koruma/muhafaza etme (bir yapının,doğanın veya mevcut bir durumun bozulmadan sürdürülmesi anlamında)
3)Geçim /Bakım = Nadir de olsa bir kişinin yaşamını sürdürmesi bağlamında
die Gebühr,-en= Ücret, harç veya aidat komplett=tamamen, bütün,eksiksiz
lassen=1) bir şeyi olduğu gibi bırakmak, terk etmek (asıl fiil)
2)İzin vermek, engel olmamak 3)Birine bir şey yaptırmak (ettirgen çatı) -saçlarını kestirmek vb.- Schneiden=kesmek
4)’sich lassen’ yapısı (edilgen anlam). Bir şeyin yapılabilir,mümkün olduğunu ifade eder (Genellikle ‘können+passiv’ yapısı yerine)
Oberflächlich= yüzeysel beschließen= karar vermek/kararlastirmak (beschloss/ hat beschlossen)
auffallen= dikkat çekmek , fark edilmek ausfallen=iptal olmak
Leicht/Schwer fallen= kolay/zor gelmek qualifiziert=nitelikli, vasıflı, yetkin
die Kompetenz ,-en= Yetkinlik, beceri, uzmanlık verlangen=talep etmek, istemek, arzulamak (verlangte/hat verlangt )
Aus Liebe zum Detail=bir işi çok özenerek, her ayrıntısına dikkat ederek yapmak
fallen= 1)Fiziksel olarak düşme (yer çekimi ile) (fiel/ ist gefallen) der Baum der Krieg der Urgroßvater=Buyuk dede
2)Azalmak/düsmek (sayısal/mecazi) (Sicaklik, fiyat veya miktar gibi değerlerin azalması)
3)Ölmek (savaşta) (Özellikle askerlerin savaş meydanında hayatını kaybetmesi için kullanılır)
basieren auf+Akk= bir şeyin bir temele, dayanağa veya esasa dayandığını ifade eden fiildir.
Anrichten=1) Hazırlamak/servis etmek (mutfak terimi)
2)Sebep olmak/Yol açmak (Olumsuz durumlar) (Genellikle zarar,kaos veya felaket gibi kelimelerle kullanılır)
der Sturm=Firtina der Schaden,-^=Zarar,hasar
Sitzen(Präteritum)=saß sich freuen=sevinmek allerdings=ancak/fakat , kesinlikle/elbette
ganz schön=epey, oldukça , bayağı angenehm=hos, keyifli, rahat,sempatik
jetzt noch= şimdi bile, hala, bu saatten sonra, bir de üstüne Kosten=Maliyetler, gider
die Anrichte= Mutfak yemeklerinin hazırlandığı tezgah veya büfe
beruhen auf+Dativ= ‘-e dayanmak’, ‘-den kaynaklanmak’ (basieren auf+Akk ile synonyme) (daha resmi bir ifadedir)
das Urteil,-e= Karar,hüküm (genellikle mahkeme kararı veya kesin yargı) der Beweis
sich stützen auf+Akk= Bır kanıta veya desteğe dayanmak Grundlage sein für ….=…. için temel teşkil etmek
‘Aus’ edatının duygularla kullanımı: Aus Angst= Korkudan dolayı Aus Neugier= meraktan dolayı Aus Höflichkeit=Kibarlıktan dolayı
streiten= tartışmak, kavga etmek (hat gestritten/ stritt) zum Glück=İyi ki, neyse ki, şans eseri, çok şükür
Irgendwann= herhangi bir zamanda, günün birinde/ nihayetinde, sonunda
die Agentur,-en= Ajans, aracı kurum netterweise= nazikçe, nezaketen/ sağ olsun, iyilik edip
der Horizont,-e= Ufuk, bakış açısı , bilgi düzeyi, vizyon dadurch= bu sayede,bu yolla, bunun sonucunda
Überraschend= şaşırtıcı, beklenmedik, sürpriz bir şekilde locker=gevsek, rahat, rahatına düşkün, kolayca
berichten=rapor etmek, bildirmek, haber vermek die Faustregel= Altin kural, pratik kural
voll=dolu/cok ,tamamen, bayağı die Präsentation,-en= Sunum,tanıtım wechselhaft=degisken, istikrarsız, kararsız
übermäßig=asiri, gereğinden fazla, haddinden fazla der Konsum=Tüketim
gravierend=ciddi,vahim, çok önemli, ağır die Auswirkung,-en= etki, sonuç, tesir die Folge,-n=Sonuc
der Einzelne= Tskil kişi, birey (veya ‘her bir birey´). das Individuum=ˋBirey´ kelimesinin akademik ve sosyolojik tam karsiligidir.
der Verbrauch,-^e= Tüketim, sarfiyat (Bir kaynağın -enerji,yakıt,su,zaman- kullanılarak harcanmasını veya bitirilmesini ifade eder.
Geschäftsführung =Isletme yönetimi, Genel Müdürlük/ Yönetim kurulu die Führung= Yönetim,liderlik/rehberlik
jemand=birisi,biri, bir kimse steigen=artmak bekommen(Präteritum)=bekam das Vertrauen=Güven
die Analyse,-n=Analiz die Marktanalysen= Piyasa analizleri langfristig=uzun vadeli, uzun dönemli
der Gewinn,-e= Kär/Kazanc die Prognose,-n=tahmin, öngörü durchführen=yürütmek,uygulamak,gerceklestirmek
das Stück,-e=Adet, tane,parça die Vertrautheit=Asinalik, tanidiklik, içtenlik/senli benli olma
der Sachverhalt,-e= Olgu,durum,olay örgüsü / bir olayın içeriği veya gerçekliği
die Identität,-en= Kimlik trösten=teselli etmek (tröstete/hat getröstet)
in den Schlaf gesungen= şarkı söyleyerek uyutmak singen(Präteritum)=gesungen
formulieren=formüle etmek, (düşüncelerini) kaleme almak, ifade etmek, (bir cümleyi) kurmak
die Eidgenossenschaft,-en= Konfederasyon , antlaşma birliği , yeminli birlik
der Zusammenschluss,-^e= Birleşme, ittifak, topluluk,birlik selbstständig=bagimsiz, kendi başına, serbest çalışan
jeweils= her birine, her defasında, her biri das Parlament,-e=Meclis, Parlamento
die Regierung= Hükümet das Jahrhundert,-e=Yüzyil, asır
konfrontieren (mit+Dativ)=yüzlestirmek , karşı karsiya getirmek der Verdacht,-e=Suphe, kuşku der/die Verdächtige=Süpheli
Unverdächtig=;şüpheli olmayan/ masum görünen skeptisch= şüpheci, kuşkulu, temkinli
befürchten= korkmak, endişe etmek (ˋAngst habenˋ in profesyonel hali) zunächst=baslangicta, ilk etapta
! Mit etwas konfrontiert werden (Passiv) = Bır şeyle karşı karşıya kalmak/ maruz kalmak anlamında
der Absolvent,-en= Mezun die Lebenshaltungskosten= yaşam maliyeti, gecım masrafları
der Einstieg,-e= Giriş, başlangıç , (bir araca) biniş, ilk adım das Gebiet,-e= Bölge,alan
vergrößern=büyütmek, genişletmek (vergrößerte / hat vergrößert ) dieselbe= aynısı, tıpkısı
Gleiche= Benzeri,aynı türden olan (Senin kaleminle benim kalemim aynı modelse: der gleiche Stift)
dieselbe= tam olarak o nesnenin kendisi (Sabah bindiğin otobüse akşam da biniyorsan -dieselbe Bus)
dazukommen=eklenmek, ilave olmak,sonradan gelmek zahlreich=pek çok, çok sayıdan sayısız
der Anteil,-e= Pay,hisse,oran,parça die Vielfalt= Çeşitlilik, zenginlik (tür bakımından)
dazugehören=bir şeye ait olmak, bir şeyin parçası olmak , (bir grubun) üyesi olmak
die Bevölkerung,-en= Nüfus,halk,bir bölgede yaşayan insanların tamamı
Hauptsächlich= esas olarak, başlıca, çoğunlukla , ağırlıklı olarak
zurückführen= bir şeye dayandırmak, bir şeyle ilişkilendirmek, (bir sonucun) nedenini bir şeye bağlamak (führte zurück/hat zurückgeführt)
die Nachfrage= Talep, rağbet , sorma/sorusturma die Merkformel,-n= akılda tutma formülü /hafiza tekniği
zerschneiden= kesip parçalamak , dilimlemek, kıyıp bitirmek
buradaki ‘zer’ ön eki , bir bütünün parçalara ayrıldığını ve genellikle kullanılamaz hale geldiğini vurgular.
(zerschnitt/ hat zerschnitten) komplex= karmaşık, çetrefilli, bileşik
das Alltagsprodukt,-e= günlük kullanım ürünü , gündelik eşya amtlich=resmi, devlete ait, onaylı
die Konferenz,-en der Vertrag,-^e= Sözleşme spontan =aniden, kendiliginden
Verhandlung= müzakere,görüşme multikulturell=çok kültürlü die Phase,-n= Aşama, evre,safha
das Management,-s. die Geste,-n=Jest. die Bekanntmachung,-nem Duyuru, ilan, tebliğ
beschriften= etiketlemek, üzerine yazı yazmak betreffen= ilgilenmek, alakadar etmek, kapsamak, etkilemek (betraf/hat betroffen)
einheitlich= tek tip, standart, yekpare der Flyer,-= ev ilanı, broşür
die Geschäftsbeziehung,-en= ticari ilişki, iş ilişkisi die Geschätsverhandlung,-en=iş pazarlığı, ticari görüşme
jedoch =ancak,fakat, yine de (cümleler arasında zıtlık kurmak veya bir durumu kısıtlamak için kullanılan ‘aber’ kelimesinden daha resmi ve
akademik bağlaçtır. sämtlich= tüm,bütün,tamamı,eksiksiz (belirli bir grubun tamamından bahsederken kullanılır)
‘Alle’ kelimesiyle benzer anlamdadır ancak daha vurgulu,kapsayıcı ve resmidir
die Sitzung,-en= Oturum, toplantı, seans die Sprachenvielfalt=Dillerin çeşitliliği, dillerin çokluğu
das Verkehrsschild,-er= trafik levhası, trafik işareti die Auffassung,-en= görüş,kanaat,anlayış/kavrayıs
erstaunlich= şaşırtıcı,hayret verici, inanılmaz die Vorstellung,-en= fikir,tanıtım das Zitat,-e= Alıntı
knüpfen=kurmak,bağlamak (knüpfte/ hat geknüpft) (Kontakte knüpfen). der Kontakt,-e= Temas,ilişki
die Unterbrechung,-en= Kesinti. sichtlich= gözle görülür biçimde/şekilde , belli ki, açıkça
die Verpackung,-en= Ambalaj,paketleme gesamt=toplam,bütün,tüm
die Zuständigkeit,-en= Sorumluluk,yetki alanı , görev alanı definieren=tanimlamak,berlirlemek
anspruchsvoll=zorlayici, iddialı,nitelikli das Abteil,-e= Kompartiman ,bölme (trenlerdeki yolcu bölmelerini ifade etmek için )
der Abstand,-^e= Mesafe bedenken= düşünmek, hesaba katmak (bedachte/ hat bedacht)
breit= geniş das Gegenüber,-= Karşıdaki kişi. jeglich=her türlü das Lächeln= Gülümseme
die Privatsphäre(Sg.)= Özel hayatın gizliliği Stellen( eine Frage stellen) = Sormak (soru yöneltmek)
alkoholfrei=alkolsüz atypisch= atipik, tipik olmayan. das Desinteresse(Sg.)= İlgisizlik
disqualifizieren= diskalifiye etmek inhaltsleer= içeriği boş intolerant=hoşgörüsüz
irreal=gercek dışı der/die Nichtschwimmer/in -/-nen= Yüzme bilmeyen kişi
nonverbal= sözsüz, dil dışı das Unverständnis= Anlayissizlik, kavrayamama
trennbar=ayrilabilir. der Hintergrund,-^e= Arka plan, perde arkası /gecmisi
die Kindergartenpflicht= Anaokulu zorunluluğu die Pflicht,-en= ödev/ zorunluluk
der Zungenbrecher= Tekerleme der Zuschauer,- das Gemüsegeschäft,-e= Manav
Geschwindigkeit= Hiz, sürat. sinnvoll= mantıklı, anlamlı der Preis,-e=Fiyat
die Migrantenfamilie,-n. der Vorschlag,-^e= Öneri. der Automobilhersteller,-= Otomobil üreticisi
Knapp bemessen sein= ‘Dar/kisitli tutulmuş olmak’ anlamına gelen zamanın azlığını ifade etmek için kullanılan üst düzey ifade
die Lehrkraft,-^e= Öğretmen, eğitmen der/die Pate/Patin -n/-nen= Rehber, manevi destekçi
der/die Senior/in -e/-nen= Yasli kişi. anfügen= eklemek (fügte an/ hat angefügt)
ausbremsen=Engellemek, hizini kesmek (bremste aus/ hat ausgebremst). die Ausländerquote,-n= Yabanci kotasi
die Diskriminierung,-en= Ayrimcilik fernliegen=Uzak ihtimal olmak (lag fern/ hat ferngelegen)
das Feuerholz=Yakacak odun. flechten=örmek (saç vb) (flacht /hat geflochten)
infrage kommen= Söz konusu olmak/mümkün olmak
der/die Kommilitone/Kommilitonin -n/-nen= Üniversite arkadaşı
nachdenklich= düşünceli die Odyssee,-n= Uzun ve maceralı yolculuk / çileli süreç
um jeden Preis= Ne pahasına olursa olsun scheitern=basarisiz olmak /suya düşmek (plan vb.)
der/die Wanderarbeiter/in -/-nen = Mevsimlik işçi die Windeseile= Yel hızı in Windeseile= kaşla göz arasında /çok hızlı
die Wüste,-n= cöl das Zöpfchen,-= Küçük örgü (saç örgüsü)
zusammenbinden=birlikte bağlanmak/birlestirmek (band zusammen/ hat zusammengebunden)
der Anschluss,-^e= Baglanti (im Anschluss= Ardindan /takibinde) die Fragerunde,-n= Soru-cevap turu/ soru yağmuru
Stattfinden= gerçekleştirmek, yapılmak (bir etkinlik, olay,toplantı vb.)
statt….zu= ‘Onun yerine şu ‘ derken kullanılır. anstatt….zu= (Synonyme). zusätzlich=ek olarak, ayrıca, ilaveten
fordern=talep etmek entsprechend=uygun, denk gelen/-e göre
anhören=dinlemek (sich gut/schlecht anhören =kulağa iyi/kötü gelmek)
annehmen= kabul etmek (einen Vorschlag annehmen) (nahm an/ hat angenommen)
die Ausrichtung,-en= Yönetim, strateji das Teammitglied,-er= Ekip üyesi/ takım üyesi
das Unternehmen= Şirket , işletme, kuruluş , girişim entwickeln= geliştirmek
meinetwegen= bence hava hoş/ benim yüzümden /bana kalırsa sofern= -digi sürece, eğer, şartıyla
im Freien= Acik havada schieben= itmek verschieben=ertelemek
mitspielen= ‘oyuna dahil olmak´ anlamının yanında hava durumu için ˋuygun olmakˋ veya ˋelverisli olmakˋ anlamında kullanılan deyim.
die Veranstaltung,-en= Etkinlik, organizasyon , program
verlegen= (Bir etkinliği veya randevuyu) başka bir yere veya zamana kaydırmak/ertelemek (verlegte/ hat verlegt)
einreichten=(Resmi bir evrakı) sunmak, teslim etmek erforderlich=gerekli, zorunlu, lazım
Erfolgreich= basarili Bis spätestens= en geç … tarihine kadar
das Auswahlverfahren,-= Seçme süreci /eleme süreci das Verfahren,-= Süreç, yöntem, prosedür
Berücksichtigen= dikkate almak, göz önünde bulundurmak (berücksichtigte/ hat berücksichtigt)
laufend=devam eden, güncel die Abstammung,-en= Soy,köken,nesil
veranstalten=düzenlemek, organize etmek (etkinlik vb.) (veranstaltete/ hat veranstaltet)
auszeichnen= ödüllendirmek, belirginlestirmek/ayırt etmek , etiketlemek
die Fachkraft,-^e= Nitelikli iş gücü / Uzman fundiert= dayanağı olan,köklü, sağlam , temelli
herauszögern= geciktirmek,ertelemek, zamana yaymak (zögerte heraus/ hat herausgezögert)
etw. auf die lange Bank schieben= bir işi sürekli ertelemek, askiya almak, savsaklamak veya bir türlü sonuca bağlamamak
der Spielraum,-^e= Hareket alanı /esneklik payı /opsiyon. der Termin
der Umgang,-^e= Sosyal ilişki /münasebet , davranış biçimi , kullanım /ele alma
bürgerlich= sivil, orta sınıf , burjuva das Diplom,-e= Diploma
der/die Drehbuchautor/in -e/-nen= Senarist der Drehbuchpreis,-e= Senaryo ödülü
der Durchbruch,-^e= (başarıda) kırılma noktası , büyük çıkış
der/die Einwanderer/Einwanderin -/-nen= Göçmen entstammen= -den gelmek, soyundan gelmek (entstammte/ ist entstammt)
der/die Filmregisseur/in -e/-nen= Film yönetmeni das Gangsterkino(Sg.)= Gangster sineması
der Fortschritt,-e= ilerleme, gelişim,gelişme (der technologische Fortschritt)
grundlegend= temel,esas,köklü fachlich=mesleki,teknik/uzmanlık gerektiren
interkulturell= kültürlerarası die Sensibilität,-en= duyarlılık, hassasiyet
gläubig= dindar,inançlı die Härte(Sg.)= sertlik, siddet
die Hauptrolle,-n= Başrol heimisch= yerli,eve ait
die Hommage(an+Akk) = (birine) saygı duruşu betrachten=bakmak,incelemek / değerlendirmek, görmek (betrachtete/ hat betrachtet)
allezeit= her vakit, daima immerzu= durmaksizin/araliksiz die Betrachtung= inceleme, gözlem, bakış açısı
maßgeblich= belirleyici, önemli ölçüde etkili, esas alınan der Juryvorsitz(Sg.)= Juri başkanlığı katholisch= katolik
der Kiez,-e= Semt,mahalle (genellikle Berlin de kullanılır) der Kinofilm,-e die Kinokasse,-n = Sinema gişesi
die Kleinkriminellenstudie,-n= küçük suçlar üzerine yapılan araştırma/ çalışma
der Einfluss,-^e= Etki, nüfus,tesir Angestellte= Calisan , ücretli personel , beyaz yaka/memur
Reihenfolge= Siralama, sıra dizi. klären= aydınlatmak ,çözmek, netleştirmek
klagen= şikayet etmek, dava açmak Benehmen= Davranis , tutum, terbiye (Adabi muaşeret)
Wertschätzung= değer verme, takdir etme, kadirsinaslik bestimmen= belirlemek,karar vermek
beschäftigen= uğraşmak, çalıştırmak, zihni meşgul etmek Außer+Dativ= Disinda/ haricinde
die Beschäftigten= Calisanlar Gestalten= şekillendirmek, tasarlamak, biçimlendirmek
Bereitschaft= hazır olma, gönüllülük, hazırlıklı olma das Miteinander= Birliktelik, bir arada olma hali
befehlen= emretmek, emir vermek entgegenbringen= göstermek, sunmak, sergilemek (duygu, tutum, tavır için)
übereinander= birbiri hakkında, birbiri üzerine, üst üste der Umgangston= Konuşma uslübü, hitap tarzı
Mittel= Araç/yol (yöntem) , maddi kaynaklar, orta/ortalama das Gespräch= Konuşma, görüşme, diyalog
der Vorzug= Üstünlük, avantaj, tercih den Vorzug geben= öncelik tanımak/ tercih etmek
lästern= dedikodu yapmak wohlwollend=iyi niyetli , sempatiyle yaklaşan
die Ausstrahlung= Yayilma, yansıma , Aura/karizma. den Kopf durchsetzen= kendi dediğini yaptırmak
gleichberechtigt= eşit haklara sahip vorgetragen= sunulmuş, dile getirilmiş, okunmuş
ersetzen= yerine koymak, değiştirmek , ikame etmek. erstellen= oluşturmak, hazırlamak, meydana getirmek
aussuchen= seçmek, ayırıp seçmek , beğendiğini almak Vermutung= Tahmin, varsayım, zannetme
leiden an + Dativ=bir hastalıktan muzdarip olmak vorbereiten(auf+Akk)
einprägen= aklına kazımak, ezberlemek , zihnine yerlestirmek. Festhalten= sıkıca tutmak/ kaydetmek , not etmek , bağlı kalmak
abwesend= devamsız, yok, bulunmama verschaffen= edinmek/saglamak / temin etmek
der Überblick= genel bakış, kuş bakışı, özet bemerken= fark etmek, farkına varmak, gözlemlemek
ab und zu= ara sıra, bazen, zaman zaman tollpatschig= Sakar, beceriksiz (sevimli anlamda)
gern geschehen= rica ederim, lafı bile olmaz einplanen= hesaba katmak, planlama dahil etmek
Hilfreich= Yardimci, yararlı , faydalı. ausschließlich= sadece, yalnızca, özel olarak
Eifersüchtig= kıskanç die Botschaft= Mesaj/ileti, büyükelçilik
widmen= adamak, vakit ayırmak,ithaf etmek das Gelernte= Ögrenilen şeyler, bilgiler
Musterklausuren= Ornek sinavlar/ çıkmış sınav örnekleri Puffertage= tampon günler / yedek günler
umgekehrt= tersine, aksi takdirde, tam tersi aussterben= nesli tükenmek
anstreichen= boyamak, üzerini çizmek/ işaretlemek anstreben= hedeflemek, amaçlamak, çabalamak
Wütend= öfkeli, çok kızgın der Vormarsch,-^e= Yükseliş/ yaygınlaşma
existieren= var olmak, mevcut olmak entstehen= oluşmak, doğmak
ursprünglich=baslangictaki /ilk , orijinal/bozulmamis bedrohen= tehdit etmek
führend= lider, önde gelen,birinci sırada olan lebendig= canlı, hareketli
bei Weitem= açık ara, fazlasıyla wiederkennen= tanımak, hatırlamak, yeniden tanımak
der Klang = Tini, ses tınısı, duyulus sparsam= tutumlu, tasarruflu
einsetzen= yerleştirmek, takmak , kullanmak/devreye sokmak, başlamak/ortaya çıkmak (doğa olayları veya süreçler)
dagegen= buna karşılık sorgen für+Akk= bir şeye/birine bakmak, sağlamak, bir şeyle ilgilenmek, bir şeye sebep olmak
der Einzelfall,-^e= olay, tekil durum weitervererben=miras bırakmak, nesilden nesile aktarmak
Verbreitung= Yayilma, dağılım , yaygınlık auf Kosten= pahasına/hesabina, zararına
die Spur= Belirti,iz bisher=şimdiye kadar/ şu ana kadar verdrängen= yerinden etmek, saf dışı birakmak, bastırmak
hinterlassen= geride bırakmak annehmen= kabul etmek/almak, varsaymak/tahmin etmek , onaylamak(resmi)
das Todesurteil,-e= ölüm cezası /idam kararı das Volk,-^er= halk,millet,insan topluluğu
deren= onun/onlarin dessen= onun…´si einmalig= eşsiz renommiert = Saygin
Betrachten =bakmak, incelemek /degerlendirmek ,görmek
die Zelle,-n =Hücre die Stammzellen,-n= Kök hücre
die Sinneszelle,-n= Duyu hücresi die Telefonzelle,-n=Telefon kulübesi. die Solarzelle,-n= Güneş hücresi/pili das Gewebe,-=Doku das Muskelgewebe,-= Kas dokusu das Knochengewebe,-= kemik dokusu. das Bindegewebe,-= Bağ dokusu die Drüse,-n=Bez (salgı bezi). das Hormon,-e. das Organ,-e
das Herz,-en. der Magen,-^= Mide. die Leber,-n= Karaciğer
der Darm,-^e= Bagirsak die Galle,-n= Safra,öd
die Lunge,-n=Akciger die Niere,-n=Böbrek das Blut
das Blutgefäß,-e= Kan damarı diğer Ader,-n= Damar
der Blutkreislauf= kan dolaşımı verdauen=sindirmek (verdante/ verdaut). Atmen=nefes almak (atmete/habe geatmet)
einatmen=nefes almak(içeri çekmek) (atmete ein/ hat eingeeatmet)
ausatmen= nefes vermek (atmete aus/ habe ausgeatmet)
ausscheiden=vücuttan atmak (boşaltım) , elenmek
/ayrılmak (schied aus/ hat ausgeschieden ). Wahrnehmen=algılamak, fark etmek wahrnehmbar=algılanabilir, fark edilebilir die Reizschwelle= Eşik değerindeki ağrı
unterschwellige Wahrnehmung= eşik altı ağrı der Reiz,-e= Uyarı, uyaran, cazibe/çekicilik unterschwellige Reize=eşik altı uyaranlar
der Stimulus,Stimuli=uyaran,uyarıcı empfinden= hissetmek,duyumsamak veya bir şeye karşı his beslemek (empfand/ hat empfunden) die Empfindung empfindlich=hassas, duyarlı
lichtempfindlich= ışığa duyarlı, ışığa hassas. umempfindlich=hassas olmayan, dayanıklı, duyarsız das Auge,-n= Göz. sehen(sah/ hat gesehen) die Sicht,-en= Görüş, bakış açısı, görüş mesafesi besichtigen= gezmek, incelemek, ziyaret etmek kurzsichtig=miyop, uzağı göremeyen unsichtbar=görünmez
durchsichtig= şeffaf, saydam die Absicht,-en=Niyet, maksat, amaç
die Ansicht,-en= Görüş, fikir, manzara/görünüm. die Aufsicht,-en= gözetim, denetim, nezaret die Aussicht,-en=Manzara, gelecek beklentisi/ olasılık die Übersicht,-en= Genel bakış, özet, çizelge/tablo die Inhaltsübersicht,-en= içindekiler, içerik özeti
das Inhaltverzeichnis ,-se= İçindekiler cetveli , içindekiler dizini
visuell= görsel die Optik,-en optisch= Optik,görsel blind= kör,görmeyen schauen= bakmak, izlemek (schaute/ hat geschaut)
durchschaubar= anlaşılabilir, tahmin edilebilir (mecazi anlamda= içi dışı bir/ arkasındaki niyet kolayca görülebilen. veranschaulichen= görselleştirmek, somutlaştırmak, örneklerle açıklamak blicken= bakmak (genellikle kısa süreli, anlık veya belirli bir yöne) (blickte/ hat geblickt). der Blick,-e= Bakış, göz atma
Das Blickfeld erweitern= bakış acısını genişletmek, ufuk açmak
der Überblick,-e= Genel bakış, özet, hakimiyet
beträchtlich= önemli ölçüde, epey,hayli , dikkate değer
beträchtlich= önemli ölçüde, oldukça büyük, hatırı sayılır
erheblich= önemli ölçüde, ciddi oranda, kayda değer
geringfügig= çok az, cüzi miktarda beobachten= gözlemlemek, izlemek, gözetlemek (beobachtete/ hat beobachtet). der/die Beobachter der Schatten,-= Gölge beschatten= birini gölgelemek, takip etmek ( beschattete/ hat beschattet)
das Licht,-er= Isik strahlen= ışımak, parlamak, saçmak (ışık, neşe vb.). der Strahl,-en= işin, hüzme, tazyikli su/fiskirma die Strahlung,-en= radyasyon, ışıma das Sprektrum,-Sprektren = spektrum, tay (Genellikle bir bütünün içindeki çeşitliliği, renk dizilimini veya bir konudaki görüş ayrıliklarinin genişliğini ifade eder)
spektral=sprektral. die Vielfalt,-en= Çeşitlilik, renklilik
vielfältig= çeşitli, çok yönlü , türlü türlü die Sonnenstrahl,-en= Güneş ışınları die UV-Strahlung= Uv isinim/radyasyonu
ultraviolett= morötesi das Infrarot= kizil ötesi die Infrarotkamera
finster= zifiri karanlık, kapkara/ karanlik, kötü(mecazi). Dunkel= karanlık die Sonnenfinsternis,-se= güneş tutulması die Mondfinsternis,-se= ay tutulması hell=aydınlık veya renkler için kullanıldığında 'açık’. beleuchten=aydinlatmak, ışık tutmak (veya mecazi olarak bir konuyu incelemek/aciliga kavusturmak) (beleuchtete/ hat beleuchtet) der Mund,-^er= Agiz die Lippe,-n= Dudak die Zunge,-n= Dil. schmecken= tadında olmak/tadi … gelmek, tadına bakmal (schmeckte / hat geschmeckt)
der Geschmack,-^e= tat,lezzet, baya mecazi olara ‘zevk’
der Geschmacksinn,-e= tat alma duyusu das Gewürz,-e= baharat
der Zucker,-= Şeker süß=tatli die Süßsigkeit,-en= tatlı, şekerleme veya abur cubur (tatlı olanlar için). das Salz,-e= Tuz. salzig=tuzlu
entsalzen= tuzunu gidermek, tuzdan arındırmak der Essig,-e= Sirke. Sauer=eksi der Paprika,-s= Biber. scharf= acı, keskin
bitter= aci die Nase,-n=Burun. riechen=koklamak, kokmak (roch/ hat gerochen). der Geruch,-^e= Koku Bir nesnenin koku yayması= riechen nach+ Dativ. Duften= güzel, hoş kokmak(çiçek, yemek, parfüm ). stinken=kötü kokmak( stank/ hat gestunken) der Duft,-^e= güzel koku
das Aroma ;-Aromen= Aroma hoş koku/tat die Aromaten
aromatisch= hoş kokulu/lezzetli stinkend=kötü kokan, les gibi kokan stinkig= kötü kokulu (mecazi olarak kızgın/dargın)
das Ohr,Ohren= Kulak. zuhören= dinlemek (hörte zu/ hat zugehört)
vernehmen= duymak, işitmek ( hukuki bir baglamda ‘sorgulamak / ifadesini almak) (vernahm/ hat vernommen). vernehmbar= duyulabilir, işitilebilir vernehmlich= duyulabilir şekilde , isitilebilir bir biçimde der Vernehmer= Sorgulayan/ ifade alan kişi die Vernehmung,-en=sorgulama, ifade alma. der Schall= ses ( fiziksel anlamda ses dalgası) Günlük dildeki ‘ die Stimme,-n (insan sesi) veya das Geräusch,-e (gürültü) kelimelerinden farklı olarak, daha çok sesin fiziksel ve teknik boyutu olan ‘ses dalgası/akustigi’
die Schallwelle,-n = ses dalgası der Ultraschall= ultrason, ses üstü
die Vogelstimme,-n= kus sesi , kuş ötüşü. der Klang,-^e= tini, ses, duyulus (armonik, müzikal, kulak için hoş sesler) der Krach,-e= Patirti der Laut,-e= ses, boğum ( dilbilgisel anlamda ˋses birimi)
die Silbe,-n= Hece. der Krach,-e= gürültü,patırtı (mecazi olarak 'kavga/anlasmazlik’). der Lärm,-e= Gürültü die Akustik,-en= Akustik, ses bilimi. akustisch= Akustik, sesle ilgili/ ses yoluyla
taub=sagir stumm= dilsiz, sessiz die Haut,-^e= deri,cilt
berühren= dokunmak ,değmek (berührte/ hat berührt)
glatt= pürüzsüz, düz, kaygan grob,gröber, am gröbsten= kaba, yaklaşık, büyük çaplı der Gleichgewichtssinn,-e= denge duyusu
senkrecht= dikey,dik waagerecht = yatay schief= eğri, yamuk, eğik (mecazi olarak ters/yanlis). schieflaufen= ters gitmek, yolunda gitmemek, başarısız olmak (lief schief/ ist schiefgelaufen)
umorientieren= yönünü değiştirmek, yeni bir hedef belirlemek, başka bir alana yönelmek steil= dik,sarp (mecazi olarak hızlı /keskin)
der Körperteil,-e = Vücut parçası der Muskel,-n= Kas
der Knochen,-= Kemik die Schulter,-n= omuz. das Rückgrat= omurga das Glied,-er= Uzuv, parça ,halka der Arm,-e= Kol
die Hand,-^e= El. der Daumen,-= Baş parmak. der Zeigefinger= İşaret parmağı anfassen= dokunmak ,ellemek , bir ise el atmak
(fasste an/ hat angefasst). fangen= yakalamak,tutmak (fing/ hat gefangen). das Bein,-e= Bacak.
das Knie,-=Diz. der Fuß,-^e= Ayak die Zehe,-n = Ayak parmağı
der Nagel,-^= tırnak /civi das Gesicht,-er= Yüz die Stirn,-en= Alin
die Wange,-n = Yanak. die Gesundheit= Saglik. gesund= sağlıklı
gesundheitlich= sağlıksak acidan, sağlık duyumuyla ilgili
das Wohlbefinden= esenlik,iyilik hali, refah. Wohl=iyilik, refah ,hoş, muhtemelen das Wohl. fit= formda, zinde, sağlıklı
die Fitness= kondisyon,zindelik, formda olma durumu
das Fitnessstudio,-s. das Fitnessgerät,-e anschalten= açmak ( elektronik cihazlar, ışık, motor vb.) (schaltete an/ hat angeschaltet)
ausschalten= kapatmak (schaltete aus / hat ausgeschaltet)
einstellen= ayarlamak (cihaz, radyo, koltuk vb.) / ıse almak / durdurmak, sonlandırmak (bir faaliyete veya alışkanlığa son vermek)
(stellte ein / hat eingestellt)
die Einstellung= Ayar/ Tutum, bakış açısı / İse alım
die Diät,-en= Diyet / milletvekili maaşları mager= zayıf, yağsız, yetersiz ( bu kelime hem gıdalar için hem de insanlar, toprak veya ekonomik verimlilik için kullanilir). die Magersucht= anoreksiya (kişinin kendini aşırı kilolu algılaması nedeniyle yemek yemeyi reddetmesi) dünn= ince, zayıf schlank= zayıf, ince, formda (diğer zayıflık ifadelerine göre pozitif, estetik, sağlıklı bir vücut)
dick= kalın, şişman das Übergewicht= fazla kilo, obezite başlangıcı
übergewichtig= fazla kilolu die Impfung,-en= aşı das Immunsystem,-e= Bagisiklik sistemi immun= bağışık
widerstandsfähig= dirençli, dayanıklı, mukavemetli
die Resistenz,-en= direnç resistent= dirençli, dayanıklı
die Krankheit,-en= Hastalik die Erkältung,-en= soğuk algınlığı
sich erkälten= üşütmek, soğuk algınlıgina yakalanmak
der Schnupfen= nezle, burun akıntısı die Grippe,-
die Schweinegrippe= Domuz gribi die Wunde,-n= Yara
bluten= kanamak (blutete/ hat geblutet)
sich verletzen= yaralanmak, kendini sakatlamak die Verletzung,-en= yaralanma, sakatlık sich etw. brechen = bir yerini (kemiğini) kırmak (bricht/ bracht/ hat gebrochen). die Kopfschmerzen
die Migräne= migren die Halsentzündung,-en= Bogaz iltihabi
die Bronchitis= Bronşit die Lungenentzündung= Zaturre
der Herzinfarkt= Kalp krizi der Bluthochdruck= yüksek tansiyon
der Krebs,-e= Kanser das Gen,-e=Gen die Anlage,-n = Yatkinlik, kalıtsal özellik/ tesis, sistem/ yatırım / ek( belge ,dosya anlamında - e postalarda veya mektuplarda gönderilen ek dosyalar)
das Erbgut= Genetik miras, kalıtım vererben= miras bırakmak/ kalıtım yoluyla aktarmak erblich= kalıtsal/ miras yoluyla geçen
die Genetik genetisch ethnisch die Disposition,-en= planlama/ yönetim, yatkınlık die Veranlagung,-en= Yatkinlik/ vergilendirme
veranlagt sein= yatkın/ meyilli olmak. die Umwelt,-en= Çevre
die Umgebung,-en= Çevre, civarlar veya ortam das Milieu,-s= Sosyal çevre/ortam. die Nische,-n= oyuk/nis (mecazi ve profesyonel anlamda 'nis/uygun olan’ anlamına gelir)
dies wären= bunlar … olurdu/ bunlar… olacaktı
das Symptom,-e= Belirti (chronische Symptome)
akute Symptome= ani belirtiler der Durchfall,-^e= İshal
das Fieber= Ateş (vücut ısısının yükselmesi). der Husten= Öksürük
die Erschöpfung,-en= bitkinlik, tükenmişlik, aşırı yorgunluk
die Ermüdung,-en= yorulma, yorgunluk die Müdigkeit= Yorgunluk
die Epidemi,-Epidemien= Salgin auslösen= tetiklemek, yol açmak, neden olmak (löste aus/ hat ausgelöst) übertragen= bulaştırmak (hastalık ), aktarmak (bilgi/veri), yayınlamak (Tv/radyo), devretmek (görev/yetki) (überträgt/übertrug/ hat übertragen)
anstecken=bulastirmak (hastalık) , ayrıca bir şeyi iğneyle bir yere iliştirmek/ takmak, bir şeyi tutuşturmak/yakmak (örneğin mum)
(steckte an/ hat angesteckt). infizieren= enfekte etmek, hastalık bulastirmak. die Infektion,-en= enfeksiyon, bulaşma
desinfizieren= dezenfekte etmek, mikroplardan arındırmak
steril= steril, mikropsuz, kisir (üreyemeyen) der Auslöser,-= Tetikleyici, neden. der Erreger,-= mikrop, hastalık etkeni
das Virus,Viren. die Bakterie,-n. der Schimmel,-= küf, beyaz at
befallen= yakalanmak( hastalığa), istila etmek (böcek)/ bir şeyin (genellikle olumsuz bir durumun) birin etkisi altına alması (befällt/ befiel/ hat befallen). die Anfälligkeit,-en= Yatkinlik, duyarlılık, hassasiyet. anfällig= yatkın, duyarlı, hassas die Behandlung,-en= tedavi, davranış/muamele behandeln= tedavi etmek/ davranmak,muamele etmek veya ele almak/islemek (bir konu veya tema) (behandelte/ hat behandelt). untersuchen=muayene etmek, incelemek (bilimsel/akademik), soruşturmak/arastirmak( polis)
(untersuchte/ hat untersucht). das Röntgenbild,-er= röntgen filmi
die Apotheke,-n= eczane. der/die Apotheker
feststellen= tespit etmek/saptamak, fark etmek veya bir şeyi sıkıca yerlestirmek/ sabitlemek (stellte fest/ hat festgestellt)
die Feststellung,-en=Tespit, saptama, görüş diagnostizieren= teşhis etmek, tanı koymak die Diagnose,-n= Teşhis, tanı die Diagnosti,-en= tanımlama/ teşhis yöntemleri, süreci die Therapie,-n
therapeutisch=terapötik, tedavi edici der Therapeut,-en
Schmerzen lindern= ağrıları dindirmek, ağrıları hafifletmek
beheben(Symptome beheben) = gidermek, ortadan kaldırmak , tamir etmek/düzeltmek (behob/ hat behoben). heilen= iyileştirmek, iyileşmek (heilte / eğer bir doktor hastayı iyileştirdiyse = hat geheilt
yara kendiliginden iyilestiyse= ist geheilt
das Heilmittel,-= ilaç, derman veya çare sich erholen= dinlenmek, kendine gelmek veya (hastalıktan sonra) iyileşmek/toparlanmak
(erholte sich/ hat sich erholt) die Erholung,-en=dinlenme, istirahat, toparlanma vorbeugen= önlemek, koruyucu önlem almak veya (fiziksel olarak) öne doğru eğilmek (beugte vor/ hat vorgebeugt)
die Vorbeugung,-en= Önlem, koruma. Sorgen für+Akk=saglamak, bakmak, bir şeyle ilgilenmek/yerine getirmek (sorgte/ hat gesorgt)
vorsorgen= tedbir almak, hazırlıklı olmak, geleceği sağlama almak
(sorgte vor/ hat vorgesorgt). die Vorsorge= Önlem, hazırlık, tedbir , (tıbbi) kontrol das Rezept verschreiben= reçete yazmak
(verschrieb/ hat verschrieben). das Antibiotikum,-Antibiotika= Antibiyotik die Spritze,-n= İğne, şırınga spritzen= iğne yapmak/ fiskirtmak die Injektion,-en= enjeksiyon injizieren= enjekte etmek
das Medikament einnehmen= ilaç almak/icmek die Tablette,-n= hap, tablet die Kapsel,-n= kapsül der Tropfen,-= Damla
die Pille,-n= hap, daha spesifik olarak ‘doğum kontrol hapı’
das Pflaster,- = Yara bandı Pflaster kleben= yara bandı yapıştırmak
das Nahrungsmittel,-=besin maddesi ,gıda köstlich=lezzetli, nefis, enfes lecker= lezzetli kulinarisch= mutfakla ilgili, gastronomik
der/die Vegetarier der Vegetarismus= vejetaryenlik
das Obst= Meyve. die Furcht,-^e= meyve , yemiş ( Obst´tan farklı olarak botanik bir terim olarak da kullanılır hem de mecazi anlamlarda -başarı, sonuç vb.- kullanılır )
das Gemüse= Sebze der Pilz,-e. das Kraut,-^er= ot, şifalı bitki, baharat (yeşillik). der Kohl,-e= Lahana. die Nuss,-^e= fındık, ceviz
die Brühe,-n= et/sebze suyu das Getreide,-= tahıl das Korn,-^er= tane, tahıl tanesi, tohum. der Samen,-= tohum , sperm/meni
das Mehl,-e= Un. der Reis,-e=pirinc der Mais= Misir
der Hafer=yulaf reif=olgun, erişmiş unreif. roh= çiğ, pişmemiş veya işlenmemiş unverarbeitet= işlenmemiş ungekocht
faul= tembel (insanlar için) , çürük/bozulmus (gıdalar için)
verderblich=çabuk bozulan , dayanıksız verfaulen= çürümek, kokusmak (verfaulte/ ist verfault). Verderben= bozulmak, bozmak, mahvetmek (verdirbt/ verdarb/ ist,hat verdorben)
ist verdorben= Bozulmak (gidalar için)
hat verdorben= bozmak (bir şeyi mahvetmek)
das tierische Essen= hayvansal gida, hayvansal yemek
schlachten= kesmek (hayvan kesmek/ kasaplık işlem) veya katletmek die Schlacht= Meydan muharebesi/ savaş
der Metzger,-= Kasap. der Fleischer= Ksaap
die Metzgerei,-en= Kasap dükkanı die Fleischerei,-en
der Wahnsinn= Cilginlik, delilik rein= saf,temiz,tam
die Ernährung,= Beslenme. das Kohlenhydrat,-e= Karbonhidrat
das Vitamin,-e der Ballaststoff,-e= lif das Eiweiß,-e= Protein
das Protein,-e. das Fett,-e= Yağ die synthetischen Fette= Sentetik yağlar die Fettablagerung,-en= yağ birikintisi/ yağ depolanması
die gesättigten Fette (veya daha teknik adıyla gesättigte Fette)= Doymuş yağlar ungesättigte Fette= doymamış yağlar
der Cholesterinspigel,-= kolesterol seviyesi das Getränk,-e= İçecek die Kohlensäure= karbondioksitli su (gaz/asit)
kohlensäurehaltig= gazlı (içecekler için). die Limonade,-n
der Saft,-^e= Meyve suyu. alkoholfrei=alkolsüz alkoholisch=alkollü, alkol içeren der Sekt,-e= köpüklü şarap
das Bier,-e der Wein,-e= Şarap der Spiritus,-Se= ispirto
die Gastronomie. die Mensa,Mensen. die Kantine,-n
das Lokal,-e= mekan, restoran, meyhane/birahane
das Restaurant,-s. die Kneipe,-n. der Imbissstand= Büfe/ ayaküstü yemek tezgahı die Pension,-en= 1) Emekli maaşı/emeklilik, 2) pansiyon/ küçük otel die Halbpension= Yarim pansiyon (kahvaltı + 1 öğün dahil). die Vollpension pauschal= toptan, toplam
die Mahlzeit,-en = Öğün, yemek das Verhalten= Davranis, tutum
sich verhalten = davranmak (verhält /verhielt sich/ hat sich verhalten). das Benehmen= davranış, görgü, adabimuaseret
sich benehmen= davranmak/ terbiyeli olmak (benahm sich/ hat sich benommen. die Umgangsformen= görgü kurallari, adabimuaseret
die Manier,-en= tavır, biçim, üslup höflich= kibar,nazik
die Höflichkeit= Nezaket, kibarlık frech= küstah, yaramaz, saygisiz
die Frechheit,-en= Küstahlik, yaramaz förmlich=resmi, şekli, protokole uygun locker= gevşek,rahat.esnek
seriös= ciddi, ağırbaşlı, saygın, güvenilir zuverlässig=güvenilir, sadık die Sorgfalt= özen,itina,dikkat sorgfältig= özenli, titiz, dikkatli ernst= ciddi, ağır baslı der Ernst= Cıddıyet
etw. ernst nehmen = ciddiye almak die Ethik,-en= Etık ethisch= etik, ahlaki die Moral= Ahlak, maneviyat moralisch=ahlaki, manevi
beurteilen= değerlendirmek, yargılamak der Charakter,-
das Merkmal,-e= özellik,belirti, ayırt edici özellik
die Eigenschaft,-en= özellik, nitelik, vasıf das Profil,-e= Profil, yan görünüş, kişisel tanım die Spezialität,-en= Uzmanlik, özellik
die Gewohnheit,-en= Aliskanlik sich gewöhnen an+Akk= ( bir şeye) alışmak (gewöhnte/ hat gewöhnt). die Stimmung,-en= Ruh hali, atmosfer, hava die Laune,-n= Keyif, neşe, ruh hali
angenehme Gefühle= hoş/keyifli duygular das Gefühl,-e= Duygu, his angenehm= hoş, keyifli, sempatik glücklich=mutlu, şanslı
das Wohl= İyilik, refah, sağlık fröhlich= neşeli, şen, sevinçli
der Humor= Mizah, şaka anlayışı das Vergnügen,-= Zevk, eğlence, memnuniyet der Spaß,-^e= Eğlence, şaka , keyif der Witz,-e= Şaka, espri, fıkra wagen= cesaret etmek, göze almak
mutig=cesur, yürekli der Mut=Cesaret ermutigen=cesaretlendirmek, teşvik etmek motivieren= motive etmek, isteklendirmek begeistern= coşturmak, hayran birakmak
sich begeistern für+Akk= (bir şeye) hayranlık duymak die Freude,-n = Sevinç, neşe, haz sich freuen= sevinmek
sich freuen auf+Akk= gelecekte olacak bir şeye sevinmek (beklenti/ heyecan)
sich freuen über+Akk= Şu an gerçekleşen veya geçmişte olup bitmiş bir şeye sevinmek trösten= teselli etmek, moral vermek
der Trost= Teselli, avunma unangenehme Gefühlen
enttäuscht= hayal kırıklığına uğramış (genellikle 'von+ Dativ’ ile)
enttäuschen= hayal kırıklığına uğramak. das Pech= Sanssizlik, kısmetsizlik die Sorge,-n= Endişe, kaygı, bakım
sich um jemanden sorgen= (biri/ bir şey için) endişelenmek
besorgt= endişeli, kaygılı sorglos= kaygısız, gamsız
sorgen für+Akk= (bir şeyi/ birini) sağlamak, bakmak
beunruhigen= endişelendirmek, huzursuz etmek traurig=üzgün, hüzünlü, kederli die Träne,-n= Gözyasi weinen= ağlamak
peinlich= utanç verici, rezil, mahcup edici
sich beklagen über= (bir şeyden) şikayet etmek
sich beschweren über=( bir şeyden) şikayet etmek
die Beschwerde,-n= Şikayet, itiraz. schimpfen= azarlamak, söylenmek, küfretmek schimpfen mit+D = Birini azarlamak
schimpfen über+A= bir şey/biri hakkında söylenmek, şikayet etmek
plagen= eziyet etmek, darlamak, rahatsız etmek die Plage,-n= Eziyet, baş belasi, musibet die Tortur,-en= Iskence, büyük eziyet, azap streiten= tartışmak, kavga etmek (stritt/ hat gestritten)
der Streit,-ereien= Kavga, münakaşa zanken= Atismak (genellikle çocuklar arasındaki küçük kavgalar için kullanılır)
sich auseinandersetzen = incelemek/ tartışmak (akademik ve derinlemesine tartışmak) diskutieren= tartışmak (daha medeni, fikir alışverişi odaklı) -Ein Streit entbrennt= bir kavganın patlak vermesi
-den Streit schlichten= kavgayi yatıştırmak Streitlustig= Kavgaci/ Tartismaya meraklı -über Geschmack lässt sich nicht streiten= Zevkler ve renkler tartışılmaz bedauern= pisman olmak, üzülmek, acımak die Verzweiflung= Umutsuzluk, çaresizlik
verzweifeln= umutsuzluğa düşmek ( verzweifelte/ ist verzweifelt)
bereuen= pişman olmak die Reue= pişmanlık, vicdan azabı
reumütig= pişmanlık duyan, mahcup reich=zengin, bol, varlıklı
die Schuld= Suç, hata, veba. die Schulden= Borçlar (maddi)
schuldig=suclu /borclu die Sünde,-n= Günah
die Hölle,-n= Cehennem der Teufel,-= Seytan
der Teufelskreis,-e= Kisir döngü jemanden zu etw. zwingen= zorlamak, mecbur birakmak (zwang/ hat gezwungen )
der Zwang,-^e= Baski, Zorlama, Mecburiyet die Skepsis= Şüphecilik, kuşku skeptisch=süpheci, kuşkulu
der Skeptiker/in= Şüpheci
Zuletzt geändertvor 3 Tagen