stable steady
constant istikrarlı
steady stable
constant stable
steady sürekli
demand ask for
require talep etmek; talep
promote encourage
boost teşvik etmek; terfi ettirmek
affect influence
impact etkilemek
influence affect
impact affect
influence etkilemek; etki
enable allow
facilitate sağlamak
enable to do sth - bir şey yapmayı sağlamak / mümkün kılmak
traditional farming methods - geleneksel tarım yöntemleri
short term - kısa vadeli / kısa vade
long-term benefits - uzun vadeli faydalar
sustainable agricultural practices - sürdürülebilir tarımsal uygulamalar
soil fertility - toprak verimliliği
pesticide use - tarım ilacı kullanımı
ecosystem - ekosistem
future generations - gelecek nesiller
accumulate gather
amass biriktirmek
yield produce
cause sebep
appreciate value
understand takdir etmek; anlamak
relieve ease
alleviate rahatlatmak
realize notice
actualize farkına varmak; gerçekleştirmek
release secrete
spread yaymak
secrete produce
release salgılamak
spread scatter
circulate yaymak
digital age - dijital çağ
verify confirm
substantiate doğrulamak
authenticity genuineness özgünlük
gerçeklik
misinformation false info yanlış bilgi
fake news - yalan / sahte haber
public trust - kamu güveni
halkın güveni
widespread confusion common disorder yaygın karışıklık
confuse puzzle
baffle kafasını karıştırmak
demanding challenging
exacting talepkar
undermine weaken
damage (-) baltalamak
promote foster
advance teşvik etmek
overcome surmount
defeat üstesinden gelmek
foster encourage
nurture
public health officials - halk sağlığı yetkilileri
emphasize stress
highlight vurgulamak
vaccination campaigns - aşılama kampanyaları
preventable diseases - önlenebilir hastalıklar
herd immunity herd = sürü/topluluk sürü bağışıklığı
vulnerable populations susceptible groups savunmasız / kırılgan nüfus
burden load
weight yük
burdensome onerous
heavy ağır
regulate control
arrange düzenlemek
interrupt break in
cut off araya girmek
employ use
utilize
reduce decrease
diminish
pinpoint detect
identify
aim to intend to amaçlamak
hedeflemek
pressing challenges urgent difficulties acil / baskıcı zorluklar
resource scarcity shortage of resources kaynak kıtlığı
imperative crucial
vital
renewable energy sources - yenilenebilir enerji kaynakları
dependence on fossil fuels reliance on fuels fosil yakıtlara bağımlılık
offer supply
present sunmak
supply provide
offer tedarik etmek
violate (rules/laws) break
breach (kural
utilize use
employ kullanmak
replenish refresh
restore
overestimate exaggerate (-) gözünde büyütmek
abartmak
deteriorate worsen
decline (-) kötüleşmek
archaeologist - arkeolog
historical artifacts - tarihi eserler
tarihi kalıntılar
shed light on illuminate
clarify ışık tutmak
ancient civilizations - antik / eski medeniyetler
technological advancements - teknolojik gelişmeler / ilerlemeler
cultural practices - kültürel uygulamalar
societal structures - toplumsal yapılar
evoke conjure up
awaken anımsatmak
differ vary farklılaşmak
ayrılmak
differentiate distinguish
separate farklılaşmak
jeopardize endanger
risk (-) tehlikeye atmak
plunder loot
pillage (-) yağmalamak
unearth reveal
uncover
reveal unearth
disclose açığa çıkarmak
meaningful reform - anlamlı / esaslı reform
comprehensive structural changes - kapsamlı yapısal değişiklikler
legislation laws
regulations mevzuat
infrastructure - altyapı
training of personnel - personel eğitimi
provoke instigate
incite (-) kışkırtmak
impair damage
worsen (-) bozmak
cognitive impairment - bilişsel bozukluk
repair fix
mend (+) tamir etmek
undergo go through
experience (zor süreçten/ameliyattan vb.) geçmek
endure bear
tolerate dayanmak
fluctuate oscillate
vary dalgalanmak
exaggerate overstate (-) abartmak
büyütmek
geopolitical tensions - jeopolitik gerilimler
trade tariffs - ticaret tarifeleri / gümrük vergileri
economic disruptions - ekonomik bozulmalar / aksamalar
supply chains - tedarik zincirleri
consumer confidence - tüketici güveni
confirm verify
validate onaylamak
trigger stimulate
ignite
stimulate trigger
prompt uyarmak
ignite spark
catch fire ateşlemek
spark trigger
kindle kıvılcımını yakmak
set off initiate
spark başlatmak
disrupt disturb
interrupt bozmak
disturb bother
upset rahatsız etmek
avoid evade
shun kaçınmak
overtake pass
surpass sollamak
diverge from differ from
deviate -den ayrılmak
differ from diverge from -den farklı olmak
distinguish from differentiate from -den ayırt etmek
advancements progress
developments ilerlemeler
strategic investment - stratejik yatırım
innovation novelty yenilik
inovasyon
national development - ulusal kalkınma
global competitiveness - küresel rekabet gücü
surpass exceed
overtake
exceed surpass
go beyond aşmak
precede come before
lead önceden gelmek
perpetuate maintain
sustain
maintain sustain
keep up korumak
sustain maintain
keep alive sürdürmek
retain keep
hold on to elinde tutmak
resume restart
continue yeniden başlamak
reject refuse
turn down reddetmek
refuse reject
turn down refuse
decline reddetmek
violate (rule/law) breach
disobey ihlal etmek
extract pull out
obtain çıkarmak
extract from the soil/ground - topraktan / yerden çıkarmak
mounting environmental concerns growing ecological worries giderek artan çevresel endişeler
policymakers - politika yapıcılar
karar vericiler
deforestation - ormansızlaşma
orman katliamı
pollution contamination kirlilik
large-scale restoration efforts - geniş çaplı onarım/ihya çabaları
diminish deplete
decrease
deplete exhaust
drain
decrease diminish
reduce azalmak
embody personify
represent somutlaştırmak
herald signal
announce
reverse turn around
overturn tersine çevirmek
implement execute
put into practice uygulamak
remain stay
persist sürmek
remnant leftover
residue kalıntı
introduction of digital technologies - dijital teknolojilerin tanıtılması/girişi
a new era a new epoch/age yeni bir çağ / dönem
efficiency effectiveness verimlilik
etkinlik
productivity output
yield üretkenlik
a wide range of industries - çok çeşitli sektörler / sanayiler
withdraw pull back
extract (money) geri çekilmek; para çekmek
hold
underpin support
substantiate desteklemek
herald usher in
signal habercisi olmak
spoil ruin
decay
Zuletzt geändertvor 9 Tagen