Buffl

s

Eo
by Enes O.

verstecken= saklamak, gizlemek sich verstecken= saklanmak der Partner

versteckt= gizli,saklanmış vollkommen=kusursuz, tam

die Vollkommenheit=Kusursuzluk, mükemmellik ,tamlik

sich wohlfühlen= iyi hissetmek (fühlte sich wohl/ hat sich wohlgefühlt)

das Wohl=iyilik,refah,esenlik, sağlık der/die Zugewanderte,-n= Göçmen zuwandern=bir yere göçmek

die Zuwanderung=Göc, dışarıdan gelip yerleşme ,iç göç

die Maultasche,-n= Manti das Bedürfnis,-se= İhtiyaç stinken= pis kokmak/ kötü kokmak (stank/ hat gestunken)

anfahren= harekete geçmek/ kalkış yapmak, çarpmak (hafif veya başlangıç seviyesinde) değip geçmek (ayrılabilir)

überfahren= ezmek/üstünden geçmek, ihlal etmek (ışık/levha- kırmızı ışıkta durmamak) (ayrılamaz)

der Pilz,-e= Doğadaki tüm mantar türlerini kapsayan genel terim

der Champignon,-s= Kültür mantarı (yenilen mantar-pizzadaki vb.)

Wodurch= ne aracılığıyla , ne vasıtasıyla Prädikat=Yüklem

ausüben= icra etmek, yapmak, uygulamak (Aktivitäten ausüben)

die Angabe,-n= bilgi,veri,beyan

die Information,-en= Genel olarak ‘bilgi’ demektir. (haber almak, bir şey öğrenmek)

Angabe= Daha çok birinin sunduğu, bir forma yazılan veya bir kurum tarafından paylaşılan resmi/teknik bilgi veya beyan demektir

Eventuell= Muhtemelen, olası, belki Wobei= ‘bunu yaparken de…’ , ‘ki bu sırada…’ 'şunu da belirtmek gerekir ki…’

die Struktur,-en=Yapi, düzen , bünye (Hem somut -bir binanın yapısı- hem de soyut -bir konunun işleniş sırası- durumlar için)

der Streik,-s= Grev die Weise=Tarz, biçim , yol,yöntem (=Art)

ähnlich=benzer, benzer şekilde das Zitat,-e= Alıntı, özlü söz

das Heimweh= Ev özlemi , memleket özlemi. das Fernweh= Uzaklara gitme arzusu, gezme tutkusu

harmlos=zararsiz ,masum,tehlikesiz sich verabschieden= vedalaşmak

lassen=1) bir şeyi olduğu gibi bırakmak, terk etmek (asıl fiil)

2)İzin vermek, engel olmamak 3)Birine bir şey yaptırmak (ettirgen çatı) -saçlarını kestirmek vb.- Schneiden=kesmek

4)’sich lassen’ yapısı (edilgen anlam). Bir şeyin yapılabilir,mümkün olduğunu ifade eder (Genellikle ‘können+passiv’ yapısı yerine)

Oberflächlich= yüzeysel beschließen= karar vermek/kararlastirmak (beschloss/ hat beschlossen)

auffallen= dikkat çekmek , fark edilmek ausfallen=iptal olmak

Leicht/Schwer fallen= kolay/zor gelmek qualifiziert=nitelikli, vasıflı, yetkin

die Kompetenz ,-en= Yetkinlik, beceri, uzmanlık verlangen=talep etmek, istemek, arzulamak (verlangte/hat verlangt )

Aus Liebe zum Detail=bir işi çok özenerek, her ayrıntısına dikkat ederek yapmak

fallen= 1)Fiziksel olarak düşme (yer çekimi ile) (fiel/ ist gefallen) der Baum der Krieg der Urgroßvater=Buyuk dede

2)Azalmak/düsmek (sayısal/mecazi) (Sicaklik, fiyat veya miktar gibi değerlerin azalması)

3)Ölmek (savaşta) (Özellikle askerlerin savaş meydanında hayatını kaybetmesi için kullanılır)

basieren auf+Akk= bir şeyin bir temele, dayanağa veya esasa dayandığını ifade eden fiildir.

Anrichten=1) Hazırlamak/servis etmek (mutfak terimi)

2)Sebep olmak/Yol açmak (Olumsuz durumlar) (Genellikle zarar,kaos veya felaket gibi kelimelerle kullanılır)

der Sturm=Firtina der Schaden,-^=Zarar,hasar

Sitzen(Präteritum)=saß sich freuen=sevinmek allerdings=ancak/fakat , kesinlikle/elbette

ganz schön=epey, oldukça , bayağı angenehm=hos, keyifli, rahat,sempatik

jetzt noch= şimdi bile, hala, bu saatten sonra, bir de üstüne Kosten=Maliyetler, gider

die Anrichte= Mutfak yemeklerinin hazırlandığı tezgah veya büfe

beruhen auf+Dativ= ‘-e dayanmak’, ‘-den kaynaklanmak’ (basieren auf+Akk ile synonyme) (daha resmi bir ifadedir)

das Urteil,-e= Karar,hüküm (genellikle mahkeme kararı veya kesin yargı) der Beweis

sich stützen auf+Akk= Bır kanıta veya desteğe dayanmak Grundlage sein für ….=…. için temel teşkil etmek

‘Aus’ edatının duygularla kullanımı: Aus Angst= Korkudan dolayı Aus Neugier= meraktan dolayı Aus Höflichkeit=Kibarlıktan dolayı

streiten= tartışmak, kavga etmek (hat gestritten/ stritt) zum Glück=İyi ki, neyse ki, şans eseri, çok şükür

Irgendwann= herhangi bir zamanda, günün birinde/ nihayetinde, sonunda

die Agentur,-en= Ajans, aracı kurum netterweise= nazikçe, nezaketen/ sağ olsun, iyilik edip

der Horizont,-e= Ufuk, bakış açısı , bilgi düzeyi, vizyon dadurch= bu sayede,bu yolla, bunun sonucunda

Überraschend= şaşırtıcı, beklenmedik, sürpriz bir şekilde locker=gevsek, rahat, rahatına düşkün, kolayca

berichten=rapor etmek, bildirmek, haber vermek die Faustregel= Altin kural, pratik kural

voll=dolu/cok ,tamamen, bayağı die Präsentation,-en= Sunum,tanıtım wechselhaft=degisken, istikrarsız, kararsız

übermäßig=asiri, gereğinden fazla, haddinden fazla der Konsum=Tüketim

gravierend=ciddi,vahim, çok önemli, ağır die Auswirkung,-en= etki, sonuç, tesir die Folge,-n=Sonuc

der Einzelne= Tskil kişi, birey (veya ‘her bir birey´). das Individuum=ˋBirey´ kelimesinin akademik ve sosyolojik tam karsiligidir.

der Verbrauch,-^e= Tüketim, sarfiyat (Bir kaynağın -enerji,yakıt,su,zaman- kullanılarak harcanmasını veya bitirilmesini ifade eder.

Geschäftsführung =Isletme yönetimi, Genel Müdürlük/ Yönetim kurulu die Führung= Yönetim,liderlik/rehberlik

jemand=birisi,biri, bir kimse steigen=artmak bekommen(Präteritum)=bekam das Vertrauen=Güven

die Analyse,-n=Analiz die Marktanalysen= Piyasa analizleri langfristig=uzun vadeli, uzun dönemli

der Gewinn,-e= Kär/Kazanc die Prognose,-n=tahmin, öngörü durchführen=yürütmek,uygulamak,gerceklestirmek

das Stück,-e=Adet, tane,parça die Vertrautheit=Asinalik, tanidiklik, içtenlik/senli benli olma

der Sachverhalt,-e= Olgu,durum,olay örgüsü / bir olayın içeriği veya gerçekliği

die Identität,-en= Kimlik trösten=teselli etmek (tröstete/hat getröstet)

in den Schlaf gesungen= şarkı söyleyerek uyutmak singen(Präteritum)=gesungen

formulieren=formüle etmek, (düşüncelerini) kaleme almak, ifade etmek, (bir cümleyi) kurmak

die Eidgenossenschaft,-en= Konfederasyon , antlaşma birliği , yeminli birlik

der Zusammenschluss,-^e= Birleşme, ittifak, topluluk,birlik selbstständig=bagimsiz, kendi başına, serbest çalışan

jeweils= her birine, her defasında, her biri das Parlament,-e=Meclis, Parlamento

die Regierung= Hükümet das Jahrhundert,-e=Yüzyil, asır

konfrontieren (mit+Dativ)=yüzlestirmek , karşı karsiya getirmek der Verdacht,-e=Suphe, kuşku der/die Verdächtige=Süpheli

Unverdächtig=;şüpheli olmayan/ masum görünen skeptisch= şüpheci, kuşkulu, temkinli

befürchten= korkmak, endişe etmek (ˋAngst habenˋ in profesyonel hali) zunächst=baslangicta, ilk etapta

! Mit etwas konfrontiert werden (Passiv) = Bır şeyle karşı karşıya kalmak/ maruz kalmak anlamında

der Absolvent,-en= Mezun die Lebenshaltungskosten= yaşam maliyeti, gecım masrafları

der Einstieg,-e= Giriş, başlangıç , (bir araca) biniş, ilk adım das Gebiet,-e= Bölge,alan

vergrößern=büyütmek, genişletmek (vergrößerte / hat vergrößert ) dieselbe= aynısı, tıpkısı

Gleiche= Benzeri,aynı türden olan (Senin kaleminle benim kalemim aynı modelse: der gleiche Stift)

dieselbe= tam olarak o nesnenin kendisi (Sabah bindiğin otobüse akşam da biniyorsan -dieselbe Bus)

dazukommen=eklenmek, ilave olmak,sonradan gelmek zahlreich=pek çok, çok sayıdan sayısız

der Anteil,-e= Pay,hisse,oran,parça die Vielfalt= Çeşitlilik, zenginlik (tür bakımından)

dazugehören=bir şeye ait olmak, bir şeyin parçası olmak , (bir grubun) üyesi olmak

die Bevölkerung,-en= Nüfus,halk,bir bölgede yaşayan insanların tamamı

Hauptsächlich= esas olarak, başlıca, çoğunlukla , ağırlıklı olarak

zurückführen= bir şeye dayandırmak, bir şeyle ilişkilendirmek, (bir sonucun) nedenini bir şeye bağlamak (führte zurück/hat zurückgeführt)

die Nachfrage= Talep, rağbet , sorma/sorusturma die Merkformel,-n= akılda tutma formülü /hafiza tekniği

zerschneiden= kesip parçalamak , dilimlemek, kıyıp bitirmek

buradaki ‘zer’ ön eki , bir bütünün parçalara ayrıldığını ve genellikle kullanılamaz hale geldiğini vurgular.

(zerschnitt/ hat zerschnitten) komplex= karmaşık, çetrefilli, bileşik

das Alltagsprodukt,-e= günlük kullanım ürünü , gündelik eşya amtlich=resmi, devlete ait, onaylı

die Konferenz,-en der Vertrag,-^e= Sözleşme spontan =aniden, kendiliginden

Verhandlung= müzakere,görüşme multikulturell=çok kültürlü die Phase,-n= Aşama, evre,safha

das Management,-s. die Geste,-n=Jest. die Bekanntmachung,-nem Duyuru, ilan, tebliğ

beschriften= etiketlemek, üzerine yazı yazmak betreffen= ilgilenmek, alakadar etmek, kapsamak, etkilemek (betraf/hat betroffen)

einheitlich= tek tip, standart, yekpare der Flyer,-= ev ilanı, broşür

die Geschäftsbeziehung,-en= ticari ilişki, iş ilişkisi die Geschätsverhandlung,-en=iş pazarlığı, ticari görüşme

jedoch =ancak,fakat, yine de (cümleler arasında zıtlık kurmak veya bir durumu kısıtlamak için kullanılan ‘aber’ kelimesinden daha resmi ve

akademik bağlaçtır. sämtlich= tüm,bütün,tamamı,eksiksiz (belirli bir grubun tamamından bahsederken kullanılır)

‘Alle’ kelimesiyle benzer anlamdadır ancak daha vurgulu,kapsayıcı ve resmidir

die Sitzung,-en= Oturum, toplantı, seans die Sprachenvielfalt=Dillerin çeşitliliği, dillerin çokluğu

das Verkehrsschild,-er= trafik levhası, trafik işareti die Auffassung,-en= görüş,kanaat,anlayış/kavrayıs

erstaunlich= şaşırtıcı,hayret verici, inanılmaz die Vorstellung,-en= fikir,tanıtım das Zitat,-e= Alıntı

knüpfen=kurmak,bağlamak (knüpfte/ hat geknüpft) (Kontakte knüpfen). der Kontakt,-e= Temas,ilişki

die Unterbrechung,-en= Kesinti. sichtlich= gözle görülür biçimde/şekilde , belli ki, açıkça

die Verpackung,-en= Ambalaj,paketleme gesamt=toplam,bütün,tüm

die Zuständigkeit,-en= Sorumluluk,yetki alanı , görev alanı definieren=tanimlamak,berlirlemek

anspruchsvoll=zorlayici, iddialı,nitelikli das Abteil,-e= Kompartiman ,bölme (trenlerdeki yolcu bölmelerini ifade etmek için )

der Abstand,-^e= Mesafe bedenken= düşünmek, hesaba katmak (bedachte/ hat bedacht)

breit= geniş das Gegenüber,-= Karşıdaki kişi. jeglich=her türlü das Lächeln= Gülümseme

die Privatsphäre(Sg.)= Özel hayatın gizliliği Stellen( eine Frage stellen) = Sormak (soru yöneltmek)

alkoholfrei=alkolsüz atypisch= atipik, tipik olmayan. das Desinteresse(Sg.)= İlgisizlik

disqualifizieren= diskalifiye etmek inhaltsleer= içeriği boş intolerant=hoşgörüsüz

irreal=gercek dışı der/die Nichtschwimmer/in -/-nen= Yüzme bilmeyen kişi

nonverbal= sözsüz, dil dışı das Unverständnis= Anlayissizlik, kavrayamama

trennbar=ayrilabilir. der Hintergrund,-^e= Arka plan, perde arkası /gecmisi

die Kindergartenpflicht= Anaokulu zorunluluğu die Pflicht,-en= ödev/ zorunluluk

der Zungenbrecher= Tekerleme der Zuschauer,- das Gemüsegeschäft,-e= Manav

Geschwindigkeit= Hiz, sürat. sinnvoll= mantıklı, anlamlı der Preis,-e=Fiyat

die Migrantenfamilie,-n. der Vorschlag,-^e= Öneri. der Automobilhersteller,-= Otomobil üreticisi

Knapp bemessen sein= ‘Dar/kisitli tutulmuş olmak’ anlamına gelen zamanın azlığını ifade etmek için kullanılan üst düzey ifade

die Lehrkraft,-^e= Öğretmen, eğitmen der/die Pate/Patin -n/-nen= Rehber, manevi destekçi

der/die Senior/in -e/-nen= Yasli kişi. anfügen= eklemek (fügte an/ hat angefügt)

ausbremsen=Engellemek, hizini kesmek (bremste aus/ hat ausgebremst). die Ausländerquote,-n= Yabanci kotasi

die Diskriminierung,-en= Ayrimcilik fernliegen=Uzak ihtimal olmak (lag fern/ hat ferngelegen)

das Feuerholz=Yakacak odun. flechten=örmek (saç vb) (flacht /hat geflochten)

infrage kommen= Söz konusu olmak/mümkün olmak

der/die Kommilitone/Kommilitonin -n/-nen= Üniversite arkadaşı

nachdenklich= düşünceli die Odyssee,-n= Uzun ve maceralı yolculuk / çileli süreç

um jeden Preis= Ne pahasına olursa olsun scheitern=basarisiz olmak /suya düşmek (plan vb.)

der/die Wanderarbeiter/in -/-nen = Mevsimlik işçi die Windeseile= Yel hızı in Windeseile= kaşla göz arasında /çok hızlı

die Wüste,-n= cöl das Zöpfchen,-= Küçük örgü (saç örgüsü)

zusammenbinden=birlikte bağlanmak/birlestirmek (band zusammen/ hat zusammengebunden)

der Anschluss,-^e= Baglanti (im Anschluss= Ardindan /takibinde) die Fragerunde,-n= Soru-cevap turu/ soru yağmuru

Stattfinden= gerçekleştirmek, yapılmak (bir etkinlik, olay,toplantı vb.)

statt….zu= ‘Onun yerine şu ‘ derken kullanılır. anstatt….zu= (Synonyme). zusätzlich=ek olarak, ayrıca, ilaveten

fordern=talep etmek entsprechend=uygun, denk gelen/-e göre

anhören=dinlemek (sich gut/schlecht anhören =kulağa iyi/kötü gelmek)

annehmen= kabul etmek (einen Vorschlag annehmen) (nahm an/ hat angenommen)

die Ausrichtung,-en= Yönetim, strateji das Teammitglied,-er= Ekip üyesi/ takım üyesi

das Unternehmen= Şirket , işletme, kuruluş , girişim entwickeln= geliştirmek

meinetwegen= bence hava hoş/ benim yüzümden /bana kalırsa sofern= -digi sürece, eğer, şartıyla

im Freien= Acik havada schieben= itmek verschieben=ertelemek

mitspielen= ‘oyuna dahil olmak´ anlamının yanında hava durumu için ˋuygun olmakˋ veya ˋelverisli olmakˋ anlamında kullanılan deyim.

die Veranstaltung,-en= Etkinlik, organizasyon , program

verlegen= (Bir etkinliği veya randevuyu) başka bir yere veya zamana kaydırmak/ertelemek (verlegte/ hat verlegt)

einreichten=(Resmi bir evrakı) sunmak, teslim etmek erforderlich=gerekli, zorunlu, lazım

Erfolgreich= basarili Bis spätestens= en geç … tarihine kadar

das Auswahlverfahren,-= Seçme süreci /eleme süreci das Verfahren,-= Süreç, yöntem, prosedür

Berücksichtigen= dikkate almak, göz önünde bulundurmak (berücksichtigte/ hat berücksichtigt)

laufend=devam eden, güncel die Abstammung,-en= Soy,köken,nesil

veranstalten=düzenlemek, organize etmek (etkinlik vb.) (veranstaltete/ hat veranstaltet)

auszeichnen= ödüllendirmek, belirginlestirmek/ayırt etmek , etiketlemek

die Fachkraft,-^e= Nitelikli iş gücü / Uzman fundiert= dayanağı olan,köklü, sağlam , temelli

herauszögern= geciktirmek,ertelemek, zamana yaymak (zögerte heraus/ hat herausgezögert)

etw. auf die lange Bank schieben= bir işi sürekli ertelemek, askiya almak, savsaklamak veya bir türlü sonuca bağlamamak

der Spielraum,-^e= Hareket alanı /esneklik payı /opsiyon. der Termin

der Umgang,-^e= Sosyal ilişki /münasebet , davranış biçimi , kullanım /ele alma

bürgerlich= sivil, orta sınıf , burjuva das Diplom,-e= Diploma

der/die Drehbuchautor/in -e/-nen= Senarist der Drehbuchpreis,-e= Senaryo ödülü

der Durchbruch,-^e= (başarıda) kırılma noktası , büyük çıkış

der/die Einwanderer/Einwanderin -/-nen= Göçmen entstammen= -den gelmek, soyundan gelmek (entstammte/ ist entstammt)

der/die Filmregisseur/in -e/-nen= Film yönetmeni das Gangsterkino(Sg.)= Gangster sineması

der Fortschritt,-e= ilerleme, gelişim,gelişme (der technologische Fortschritt)

grundlegend= temel,esas,köklü fachlich=mesleki,teknik/uzmanlık gerektiren

interkulturell= kültürlerarası die Sensibilität,-en= duyarlılık, hassasiyet

gläubig= dindar,inançlı die Härte(Sg.)= sertlik, siddet

die Hauptrolle,-n= Başrol heimisch= yerli,eve ait

die Hommage(an+Akk) = (birine) saygı duruşu betrachten=bakmak,incelemek / değerlendirmek, görmek (betrachtete/ hat betrachtet)

allezeit= her vakit, daima immerzu= durmaksizin/araliksiz die Betrachtung= inceleme, gözlem, bakış açısı

maßgeblich= belirleyici, önemli ölçüde etkili, esas alınan der Juryvorsitz(Sg.)= Juri başkanlığı katholisch= katolik

der Kiez,-e= Semt,mahalle (genellikle Berlin de kullanılır) der Kinofilm,-e die Kinokasse,-n = Sinema gişesi

die Kleinkriminellenstudie,-n= küçük suçlar üzerine yapılan araştırma/ çalışma

der Einfluss,-^e= Etki, nüfus,tesir Angestellte= Calisan , ücretli personel , beyaz yaka/memur

Reihenfolge= Siralama, sıra dizi. klären= aydınlatmak ,çözmek, netleştirmek

klagen= şikayet etmek, dava açmak Benehmen= Davranis , tutum, terbiye (Adabi muaşeret)

Wertschätzung= değer verme, takdir etme, kadirsinaslik bestimmen= belirlemek,karar vermek

beschäftigen= uğraşmak, çalıştırmak, zihni meşgul etmek Außer+Dativ= Disinda/ haricinde

die Beschäftigten= Calisanlar Gestalten= şekillendirmek, tasarlamak, biçimlendirmek

Bereitschaft= hazır olma, gönüllülük, hazırlıklı olma das Miteinander= Birliktelik, bir arada olma hali

befehlen= emretmek, emir vermek entgegenbringen= göstermek, sunmak, sergilemek (duygu, tutum, tavır için)

übereinander= birbiri hakkında, birbiri üzerine, üst üste der Umgangston= Konuşma uslübü, hitap tarzı

Mittel= Araç/yol (yöntem) , maddi kaynaklar, orta/ortalama das Gespräch= Konuşma, görüşme, diyalog

der Vorzug= Üstünlük, avantaj, tercih den Vorzug geben= öncelik tanımak/ tercih etmek

lästern= dedikodu yapmak wohlwollend=iyi niyetli , sempatiyle yaklaşan

die Ausstrahlung= Yayilma, yansıma , Aura/karizma. den Kopf durchsetzen= kendi dediğini yaptırmak

gleichberechtigt= eşit haklara sahip vorgetragen= sunulmuş, dile getirilmiş, okunmuş

ersetzen= yerine koymak, değiştirmek , ikame etmek. erstellen= oluşturmak, hazırlamak, meydana getirmek

aussuchen= seçmek, ayırıp seçmek , beğendiğini almak Vermutung= Tahmin, varsayım, zannetme

leiden an + Dativ=bir hastalıktan muzdarip olmak vorbereiten(auf+Akk)

einprägen= aklına kazımak, ezberlemek , zihnine yerlestirmek. Festhalten= sıkıca tutmak/ kaydetmek , not etmek , bağlı kalmak

abwesend= devamsız, yok, bulunmama verschaffen= edinmek/saglamak / temin etmek

der Überblick= genel bakış, kuş bakışı, özet bemerken= fark etmek, farkına varmak, gözlemlemek

ab und zu= ara sıra, bazen, zaman zaman tollpatschig= Sakar, beceriksiz (sevimli anlamda)

gern geschehen= rica ederim, lafı bile olmaz einplanen= hesaba katmak, planlama dahil etmek

Hilfreich= Yardimci, yararlı , faydalı. ausschließlich= sadece, yalnızca, özel olarak

Eifersüchtig= kıskanç die Botschaft= Mesaj/ileti, büyükelçilik

widmen= adamak, vakit ayırmak,ithaf etmek das Gelernte= Ögrenilen şeyler, bilgiler

Musterklausuren= Ornek sinavlar/ çıkmış sınav örnekleri Puffertage= tampon günler / yedek günler

umgekehrt= tersine, aksi takdirde, tam tersi aussterben= nesli tükenmek

anstreichen= boyamak, üzerini çizmek/ işaretlemek anstreben= hedeflemek, amaçlamak, çabalamak

Wütend= öfkeli, çok kızgın der Vormarsch,-^e= Yükseliş/ yaygınlaşma

existieren= var olmak, mevcut olmak entstehen= oluşmak, doğmak

ursprünglich=baslangictaki /ilk , orijinal/bozulmamis bedrohen= tehdit etmek

führend= lider, önde gelen,birinci sırada olan lebendig= canlı, hareketli

bei Weitem= açık ara, fazlasıyla wiederkennen= tanımak, hatırlamak, yeniden tanımak

der Klang = Tini, ses tınısı, duyulus sparsam= tutumlu, tasarruflu

einsetzen= yerleştirmek, takmak , kullanmak/devreye sokmak, başlamak/ortaya çıkmak (doğa olayları veya süreçler)

dagegen= buna karşılık sorgen für+Akk= bir şeye/birine bakmak, sağlamak, bir şeyle ilgilenmek, bir şeye sebep olmak

der Blutkreislauf= kan dolaşımı verdauen=sindirmek (verdante/ verdaut). Atmen=nefes almak (atmete/habe geatmet)

einatmen=nefes almak(içeri çekmek) (atmete ein/ hat eingeeatmet)

ausatmen= nefes vermek (atmete aus/ habe ausgeatmet)

ausscheiden=vücuttan atmak (boşaltım) , elenmek

/ayrılmak (schied aus/ hat ausgeschieden ). Wahrnehmen=algılamak, fark etmek wahrnehmbar=algılanabilir, fark edilebilir die Reizschwelle= Eşik değerindeki ağrı

unterschwellige Wahrnehmung= eşik altı ağrı der Reiz,-e= Uyarı, uyaran, cazibe/çekicilik unterschwellige Reize=eşik altı uyaranlar

der Stimulus,Stimuli=uyaran,uyarıcı empfinden= hissetmek,duyumsamak veya bir şeye karşı his beslemek (empfand/ hat empfunden) die Empfindung empfindlich=hassas, duyarlı

lichtempfindlich= ışığa duyarlı, ışığa hassas. umempfindlich=hassas olmayan, dayanıklı, duyarsız das Auge,-n= Göz. sehen(sah/ hat gesehen) die Sicht,-en= Görüş, bakış açısı, görüş mesafesi besichtigen= gezmek, incelemek, ziyaret etmek kurzsichtig=miyop, uzağı göremeyen unsichtbar=görünmez

durchsichtig= şeffaf, saydam die Absicht,-en=Niyet, maksat, amaç

die Ansicht,-en= Görüş, fikir, manzara/görünüm. die Aufsicht,-en= gözetim, denetim, nezaret die Aussicht,-en=Manzara, gelecek beklentisi/ olasılık die Übersicht,-en= Genel bakış, özet, çizelge/tablo die Inhaltsübersicht,-en= içindekiler, içerik özeti

das Inhaltverzeichnis ,-se= İçindekiler cetveli , içindekiler dizini

visuell= görsel die Optik,-en optisch= Optik,görsel blind= kör,görmeyen schauen= bakmak, izlemek (schaute/ hat geschaut)

durchschaubar= anlaşılabilir, tahmin edilebilir (mecazi anlamda= içi dışı bir/ arkasındaki niyet kolayca görülebilen. veranschaulichen= görselleştirmek, somutlaştırmak, örneklerle açıklamak blicken= bakmak (genellikle kısa süreli, anlık veya belirli bir yöne) (blickte/ hat geblickt). der Blick,-e= Bakış, göz atma

Das Blickfeld erweitern= bakış acısını genişletmek, ufuk açmak

der Überblick,-e= Genel bakış, özet, hakimiyet

beträchtlich= önemli ölçüde, epey,hayli , dikkate değer

beträchtlich= önemli ölçüde, oldukça büyük, hatırı sayılır

erheblich= önemli ölçüde, ciddi oranda, kayda değer

geringfügig= çok az, cüzi miktarda beobachten= gözlemlemek, izlemek, gözetlemek (beobachtete/ hat beobachtet). der/die Beobachter der Schatten,-= Gölge beschatten= birini gölgelemek, takip etmek ( beschattete/ hat beschattet)

das Licht,-er= Isik strahlen= ışımak, parlamak, saçmak (ışık, neşe vb.). der Strahl,-en= işin, hüzme, tazyikli su/fiskirma die Strahlung,-en= radyasyon, ışıma das Sprektrum,-Sprektren = spektrum, tay (Genellikle bir bütünün içindeki çeşitliliği, renk dizilimini veya bir konudaki görüş ayrıliklarinin genişliğini ifade eder)

spektral=sprektral. die Vielfalt,-en= Çeşitlilik, renklilik

vielfältig= çeşitli, çok yönlü , türlü türlü die Sonnenstrahl,-en= Güneş ışınları die UV-Strahlung= Uv isinim/radyasyonu

ultraviolett= morötesi das Infrarot= kizil ötesi die Infrarotkamera

finster= zifiri karanlık, kapkara/ karanlik, kötü(mecazi). Dunkel= karanlık die Sonnenfinsternis,-se= güneş tutulması die Mondfinsternis,-se= ay tutulması hell=aydınlık veya renkler için kullanıldığında 'açık’. beleuchten=aydinlatmak, ışık tutmak (veya mecazi olarak bir konuyu incelemek/aciliga kavusturmak) (beleuchtete/ hat beleuchtet) der Mund,-^er= Agiz die Lippe,-n= Dudak die Zunge,-n= Dil. schmecken= tadında olmak/tadi … gelmek, tadına bakmal (schmeckte / hat geschmeckt)

der Geschmack,-^e= tat,lezzet, baya mecazi olara ‘zevk’

der Geschmacksinn,-e= tat alma duyusu das Gewürz,-e= baharat

der Zucker,-= Şeker süß=tatli die Süßsigkeit,-en= tatlı, şekerleme veya abur cubur (tatlı olanlar için). das Salz,-e= Tuz. salzig=tuzlu

entsalzen= tuzunu gidermek, tuzdan arındırmak der Essig,-e= Sirke. Sauer=eksi der Paprika,-s= Biber. scharf= acı, keskin

bitter= aci die Nase,-n=Burun. riechen=koklamak, kokmak (roch/ hat gerochen). der Geruch,-^e= Koku Bir nesnenin koku yayması= riechen nach+ Dativ. Duften= güzel, hoş kokmak(çiçek, yemek, parfüm ). stinken=kötü kokmak( stank/ hat gestunken) der Duft,-^e= güzel koku

das Aroma ;-Aromen= Aroma hoş koku/tat die Aromaten

aromatisch= hoş kokulu/lezzetli stinkend=kötü kokan, les gibi kokan stinkig= kötü kokulu (mecazi olarak kızgın/dargın)

das Ohr,Ohren= Kulak. zuhören= dinlemek (hörte zu/ hat zugehört)

vernehmen= duymak, işitmek ( hukuki bir baglamda ‘sorgulamak / ifadesini almak) (vernahm/ hat vernommen). vernehmbar= duyulabilir, işitilebilir vernehmlich= duyulabilir şekilde , isitilebilir bir biçimde der Vernehmer= Sorgulayan/ ifade alan kişi die Vernehmung,-en=sorgulama, ifade alma. der Schall= ses ( fiziksel anlamda ses dalgası) Günlük dildeki ‘ die Stimme,-n (insan sesi) veya das Geräusch,-e (gürültü) kelimelerinden farklı olarak, daha çok sesin fiziksel ve teknik boyutu olan ‘ses dalgası/akustigi’

die Schallwelle,-n = ses dalgası der Ultraschall= ultrason, ses üstü

die Vogelstimme,-n= kus sesi , kuş ötüşü. der Klang,-^e= tini, ses, duyulus (armonik, müzikal, kulak için hoş sesler) der Krach,-e= Patirti der Laut,-e= ses, boğum ( dilbilgisel anlamda ˋses birimi)

die Silbe,-n= Hece. der Krach,-e= gürültü,patırtı (mecazi olarak 'kavga/anlasmazlik’). der Lärm,-e= Gürültü die Akustik,-en= Akustik, ses bilimi. akustisch= Akustik, sesle ilgili/ ses yoluyla

taub=sagir stumm= dilsiz, sessiz die Haut,-^e= deri,cilt

berühren= dokunmak ,değmek (berührte/ hat berührt)

glatt= pürüzsüz, düz, kaygan grob,gröber, am gröbsten= kaba, yaklaşık, büyük çaplı der Gleichgewichtssinn,-e= denge duyusu

senkrecht= dikey,dik waagerecht = yatay schief= eğri, yamuk, eğik (mecazi olarak ters/yanlis). schieflaufen= ters gitmek, yolunda gitmemek, başarısız olmak (lief schief/ ist schiefgelaufen)

umorientieren= yönünü değiştirmek, yeni bir hedef belirlemek, başka bir alana yönelmek steil= dik,sarp (mecazi olarak hızlı /keskin)

der Körperteil,-e = Vücut parçası der Muskel,-n= Kas

der Knochen,-= Kemik die Schulter,-n= omuz. das Rückgrat= omurga das Glied,-er= Uzuv, parça ,halka der Arm,-e= Kol

die Hand,-^e= El. der Daumen,-= Baş parmak. der Zeigefinger= İşaret parmağı anfassen= dokunmak ,ellemek , bir ise el atmak

(fasste an/ hat angefasst). fangen= yakalamak,tutmak (fing/ hat gefangen). das Bein,-e= Bacak.

das Knie,-=Diz. der Fuß,-^e= Ayak die Zehe,-n = Ayak parmağı

der Nagel,-^= tırnak /civi das Gesicht,-er= Yüz die Stirn,-en= Alin

die Wange,-n = Yanak. die Gesundheit= Saglik. gesund= sağlıklı

gesundheitlich= sağlıksak acidan, sağlık duyumuyla ilgili

das Wohlbefinden= esenlik,iyilik hali, refah. Wohl=iyilik, refah ,hoş, muhtemelen das Wohl. fit= formda, zinde, sağlıklı

die Fitness= kondisyon,zindelik, formda olma durumu

das Fitnessstudio,-s. das Fitnessgerät,-e anschalten= açmak ( elektronik cihazlar, ışık, motor vb.) (schaltete an/ hat angeschaltet)

ausschalten= kapatmak (schaltete aus / hat ausgeschaltet)

einstellen= ayarlamak (cihaz, radyo, koltuk vb.) / ıse almak / durdurmak, sonlandırmak (bir faaliyete veya alışkanlığa son vermek)

(stellte ein / hat eingestellt)

die Einstellung= Ayar/ Tutum, bakış açısı / İse alım

die Diät,-en= Diyet / milletvekili maaşları mager= zayıf, yağsız, yetersiz ( bu kelime hem gıdalar için hem de insanlar, toprak veya ekonomik verimlilik için kullanilir). die Magersucht= anoreksiya (kişinin kendini aşırı kilolu algılaması nedeniyle yemek yemeyi reddetmesi) dünn= ince, zayıf schlank= zayıf, ince, formda (diğer zayıflık ifadelerine göre pozitif, estetik, sağlıklı bir vücut)

dick= kalın, şişman das Übergewicht= fazla kilo, obezite başlangıcı

übergewichtig= fazla kilolu die Impfung,-en= aşı das Immunsystem,-e= Bagisiklik sistemi immun= bağışık

widerstandsfähig= dirençli, dayanıklı, mukavemetli

die Resistenz,-en= direnç resistent= dirençli, dayanıklı

die Krankheit,-en= Hastalik die Erkältung,-en= soğuk algınlığı

sich erkälten= üşütmek, soğuk algınlıgina yakalanmak

der Schnupfen= nezle, burun akıntısı die Grippe,-

die Schweinegrippe= Domuz gribi die Wunde,-n= Yara

bluten= kanamak (blutete/ hat geblutet)

sich verletzen= yaralanmak, kendini sakatlamak die Verletzung,-en= yaralanma, sakatlık sich etw. brechen = bir yerini (kemiğini) kırmak (bricht/ bracht/ hat gebrochen). die Kopfschmerzen

die Migräne= migren die Halsentzündung,-en= Bogaz iltihabi

die Bronchitis= Bronşit die Lungenentzündung= Zaturre

der Herzinfarkt= Kalp krizi der Bluthochdruck= yüksek tansiyon

der Krebs,-e= Kanser das Gen,-e=Gen die Anlage,-n = Yatkinlik, kalıtsal özellik/ tesis, sistem/ yatırım / ek( belge ,dosya anlamında - e postalarda veya mektuplarda gönderilen ek dosyalar)

das Erbgut= Genetik miras, kalıtım vererben= miras bırakmak/ kalıtım yoluyla aktarmak erblich= kalıtsal/ miras yoluyla geçen

die Genetik genetisch ethnisch die Disposition,-en= planlama/ yönetim, yatkınlık die Veranlagung,-en= Yatkinlik/ vergilendirme

veranlagt sein= yatkın/ meyilli olmak. die Umwelt,-en= Çevre

die Umgebung,-en= Çevre, civarlar veya ortam das Milieu,-s= Sosyal çevre/ortam. die Nische,-n= oyuk/nis (mecazi ve profesyonel anlamda 'nis/uygun olan’ anlamına gelir)

dies wären= bunlar … olurdu/ bunlar… olacaktı

das Symptom,-e= Belirti (chronische Symptome)

akute Symptome= ani belirtiler der Durchfall,-^e= İshal

das Fieber= Ateş (vücut ısısının yükselmesi). der Husten= Öksürük

die Erschöpfung,-en= bitkinlik, tükenmişlik, aşırı yorgunluk

die Ermüdung,-en= yorulma, yorgunluk die Müdigkeit= Yorgunluk

die Epidemi,-Epidemien= Salgin auslösen= tetiklemek, yol açmak, neden olmak (löste aus/ hat ausgelöst) übertragen= bulaştırmak (hastalık ), aktarmak (bilgi/veri), yayınlamak (Tv/radyo), devretmek (görev/yetki) (überträgt/übertrug/ hat übertragen)

anstecken=bulastirmak (hastalık) , ayrıca bir şeyi iğneyle bir yere iliştirmek/ takmak, bir şeyi tutuşturmak/yakmak (örneğin mum)

(steckte an/ hat angesteckt). infizieren= enfekte etmek, hastalık bulastirmak. die Infektion,-en= enfeksiyon, bulaşma

desinfizieren= dezenfekte etmek, mikroplardan arındırmak

steril= steril, mikropsuz, kisir (üreyemeyen) der Auslöser,-= Tetikleyici, neden. der Erreger,-= mikrop, hastalık etkeni

das Virus,Viren. die Bakterie,-n. der Schimmel,-= küf, beyaz at

befallen= yakalanmak( hastalığa), istila etmek (böcek)/ bir şeyin (genellikle olumsuz bir durumun) birin etkisi altına alması (befällt/ befiel/ hat befallen). die Anfälligkeit,-en= Yatkinlik, duyarlılık, hassasiyet. anfällig= yatkın, duyarlı, hassas die Behandlung,-en= tedavi, davranış/muamele behandeln= tedavi etmek/ davranmak,muamele etmek veya ele almak/islemek (bir konu veya tema) (behandelte/ hat behandelt). untersuchen=muayene etmek, incelemek (bilimsel/akademik), soruşturmak/arastirmak( polis)

(untersuchte/ hat untersucht). das Röntgenbild,-er= röntgen filmi

die Apotheke,-n= eczane. der/die Apotheker

feststellen= tespit etmek/saptamak, fark etmek veya bir şeyi sıkıca yerlestirmek/ sabitlemek (stellte fest/ hat festgestellt)

die Feststellung,-en=Tespit, saptama, görüş diagnostizieren= teşhis etmek, tanı koymak die Diagnose,-n= Teşhis, tanı die Diagnosti,-en= tanımlama/ teşhis yöntemleri, süreci die Therapie,-n

therapeutisch=terapötik, tedavi edici der Therapeut,-en

Schmerzen lindern= ağrıları dindirmek, ağrıları hafifletmek

beheben(Symptome beheben) = gidermek, ortadan kaldırmak , tamir etmek/düzeltmek (behob/ hat behoben). heilen= iyileştirmek, iyileşmek (heilte / eğer bir doktor hastayı iyileştirdiyse = hat geheilt

yara kendiliginden iyilestiyse= ist geheilt

das Heilmittel,-= ilaç, derman veya çare sich erholen= dinlenmek, kendine gelmek veya (hastalıktan sonra) iyileşmek/toparlanmak

(erholte sich/ hat sich erholt) die Erholung,-en=dinlenme, istirahat, toparlanma vorbeugen= önlemek, koruyucu önlem almak veya (fiziksel olarak) öne doğru eğilmek (beugte vor/ hat vorgebeugt)

die Vorbeugung,-en= Önlem, koruma. Sorgen für+Akk=saglamak, bakmak, bir şeyle ilgilenmek/yerine getirmek (sorgte/ hat gesorgt)

vorsorgen= tedbir almak, hazırlıklı olmak, geleceği sağlama almak

(sorgte vor/ hat vorgesorgt). die Vorsorge= Önlem, hazırlık, tedbir , (tıbbi) kontrol das Rezept verschreiben= reçete yazmak

(verschrieb/ hat verschrieben). das Antibiotikum,-Antibiotika= Antibiyotik die Spritze,-n= İğne, şırınga spritzen= iğne yapmak/ fiskirtmak die Injektion,-en= enjeksiyon injizieren= enjekte etmek

das Medikament einnehmen= ilaç almak/icmek die Tablette,-n= hap, tablet die Kapsel,-n= kapsül der Tropfen,-= Damla

die Pille,-n= hap, daha spesifik olarak ‘doğum kontrol hapı’

das Pflaster,- = Yara bandı Pflaster kleben= yara bandı yapıştırmak

das Nahrungsmittel,-=besin maddesi ,gıda köstlich=lezzetli, nefis, enfes lecker= lezzetli kulinarisch= mutfakla ilgili, gastronomik

der/die Vegetarier der Vegetarismus= vejetaryenlik

das Obst= Meyve. die Furcht,-^e= meyve , yemiş ( Obst´tan farklı olarak botanik bir terim olarak da kullanılır hem de mecazi anlamlarda -başarı, sonuç vb.- kullanılır )

das Gemüse= Sebze der Pilz,-e. das Kraut,-^er= ot, şifalı bitki, baharat (yeşillik). der Kohl,-e= Lahana. die Nuss,-^e= fındık, ceviz

die Brühe,-n= et/sebze suyu das Getreide,-= tahıl das Korn,-^er= tane, tahıl tanesi, tohum. der Samen,-= tohum , sperm/meni

das Mehl,-e= Un. der Reis,-e=pirinc der Mais= Misir

der Hafer=yulaf reif=olgun, erişmiş unreif. roh= çiğ, pişmemiş veya işlenmemiş unverarbeitet= işlenmemiş ungekocht

faul= tembel (insanlar için) , çürük/bozulmus (gıdalar için)

verderblich=çabuk bozulan , dayanıksız verfaulen= çürümek, kokusmak (verfaulte/ ist verfault). Verderben= bozulmak, bozmak, mahvetmek (verdirbt/ verdarb/ ist,hat verdorben)

ist verdorben= Bozulmak (gidalar için)

hat verdorben= bozmak (bir şeyi mahvetmek)

das tierische Essen= hayvansal gida, hayvansal yemek

schlachten= kesmek (hayvan kesmek/ kasaplık işlem) veya katletmek die Schlacht= Meydan muharebesi/ savaş

der Metzger,-= Kasap. der Fleischer= Ksaap

die Metzgerei,-en= Kasap dükkanı die Fleischerei,-en

der Wahnsinn= Cilginlik, delilik rein= saf,temiz,tam

die Ernährung,= Beslenme. das Kohlenhydrat,-e= Karbonhidrat

das Vitamin,-e der Ballaststoff,-e= lif das Eiweiß,-e= Protein

das Protein,-e. das Fett,-e= Yağ die synthetischen Fette= Sentetik yağlar die Fettablagerung,-en= yağ birikintisi/ yağ depolanması

die gesättigten Fette (veya daha teknik adıyla gesättigte Fette)= Doymuş yağlar ungesättigte Fette= doymamış yağlar

der Cholesterinspigel,-= kolesterol seviyesi das Getränk,-e= İçecek die Kohlensäure= karbondioksitli su (gaz/asit)

kohlensäurehaltig= gazlı (içecekler için). die Limonade,-n

der Saft,-^e= Meyve suyu. alkoholfrei=alkolsüz alkoholisch=alkollü, alkol içeren der Sekt,-e= köpüklü şarap

das Bier,-e der Wein,-e= Şarap der Spiritus,-Se= ispirto

die Gastronomie. die Mensa,Mensen. die Kantine,-n

das Lokal,-e= mekan, restoran, meyhane/birahane

das Restaurant,-s. die Kneipe,-n. der Imbissstand= Büfe/ ayaküstü yemek tezgahı die Pension,-en= 1) Emekli maaşı/emeklilik, 2) pansiyon/ küçük otel die Halbpension= Yarim pansiyon (kahvaltı + 1 öğün dahil). die Vollpension pauschal= toptan, toplam

die Mahlzeit,-en = Öğün, yemek das Verhalten= Davranis, tutum

sich verhalten = davranmak (verhält /verhielt sich/ hat sich verhalten). das Benehmen= davranış, görgü, adabimuaseret

sich benehmen= davranmak/ terbiyeli olmak (benahm sich/ hat sich benommen. die Umgangsformen= görgü kurallari, adabimuaseret

die Manier,-en= tavır, biçim, üslup höflich= kibar,nazik

die Höflichkeit= Nezaket, kibarlık frech= küstah, yaramaz, saygisiz

die Frechheit,-en= Küstahlik, yaramaz förmlich=resmi, şekli, protokole uygun locker= gevşek,rahat.esnek

seriös= ciddi, ağırbaşlı, saygın, güvenilir zuverlässig=güvenilir, sadık die Sorgfalt= özen,itina,dikkat sorgfältig= özenli, titiz, dikkatli ernst= ciddi, ağır baslı der Ernst= Cıddıyet

etw. ernst nehmen = ciddiye almak die Ethik,-en= Etık ethisch= etik, ahlaki die Moral= Ahlak, maneviyat moralisch=ahlaki, manevi

beurteilen= değerlendirmek, yargılamak der Charakter,-

das Merkmal,-e= özellik,belirti, ayırt edici özellik

die Eigenschaft,-en= özellik, nitelik, vasıf das Profil,-e= Profil, yan görünüş, kişisel tanım die Spezialität,-en= Uzmanlik, özellik

die Gewohnheit,-en= Aliskanlik sich gewöhnen an+Akk= ( bir şeye) alışmak (gewöhnte/ hat gewöhnt). die Stimmung,-en= Ruh hali, atmosfer, hava die Laune,-n= Keyif, neşe, ruh hali

angenehme Gefühle= hoş/keyifli duygular das Gefühl,-e= Duygu, his angenehm= hoş, keyifli, sempatik glücklich=mutlu, şanslı

das Wohl= İyilik, refah, sağlık fröhlich= neşeli, şen, sevinçli

der Humor= Mizah, şaka anlayışı das Vergnügen,-= Zevk, eğlence, memnuniyet der Spaß,-^e= Eğlence, şaka , keyif der Witz,-e= Şaka, espri, fıkra wagen= cesaret etmek, göze almak

mutig=cesur, yürekli der Mut=Cesaret ermutigen=cesaretlendirmek, teşvik etmek motivieren= motive etmek, isteklendirmek begeistern= coşturmak, hayran birakmak

sich begeistern für+Akk= (bir şeye) hayranlık duymak die Freude,-n = Sevinç, neşe, haz sich freuen= sevinmek

sich freuen auf+Akk= gelecekte olacak bir şeye sevinmek (beklenti/ heyecan)

sich freuen über+Akk= Şu an gerçekleşen veya geçmişte olup bitmiş bir şeye sevinmek trösten= teselli etmek, moral vermek

der Trost= Teselli, avunma unangenehme Gefühlen

enttäuscht= hayal kırıklığına uğramış (genellikle 'von+ Dativ’ ile)

enttäuschen= hayal kırıklığına uğramak. das Pech= Sanssizlik, kısmetsizlik die Sorge,-n= Endişe, kaygı, bakım

sich um jemanden sorgen= (biri/ bir şey için) endişelenmek

besorgt= endişeli, kaygılı sorglos= kaygısız, gamsız

sorgen für+Akk= (bir şeyi/ birini) sağlamak, bakmak

beunruhigen= endişelendirmek, huzursuz etmek traurig=üzgün, hüzünlü, kederli die Träne,-n= Gözyasi weinen= ağlamak

peinlich= utanç verici, rezil, mahcup edici

sich beklagen über= (bir şeyden) şikayet etmek

sich beschweren über=( bir şeyden) şikayet etmek

die Beschwerde,-n= Şikayet, itiraz. schimpfen= azarlamak, söylenmek, küfretmek schimpfen mit+D = Birini azarlamak

schimpfen über+A= bir şey/biri hakkında söylenmek, şikayet etmek

plagen= eziyet etmek, darlamak, rahatsız etmek die Plage,-n= Eziyet, baş belasi, musibet die Tortur,-en= Iskence, büyük eziyet, azap streiten= tartışmak, kavga etmek (stritt/ hat gestritten)

der Streit,-ereien= Kavga, münakaşa zanken= Atismak (genellikle çocuklar arasındaki küçük kavgalar için kullanılır)

sich auseinandersetzen = incelemek/ tartışmak (akademik ve derinlemesine tartışmak) diskutieren= tartışmak (daha medeni, fikir alışverişi odaklı) -Ein Streit entbrennt= bir kavganın patlak vermesi

-den Streit schlichten= kavgayi yatıştırmak Streitlustig= Kavgaci/ Tartismaya meraklı -über Geschmack lässt sich nicht streiten= Zevkler ve renkler tartışılmaz bedauern= pisman olmak, üzülmek, acımak die Verzweiflung= Umutsuzluk, çaresizlik

verzweifeln= umutsuzluğa düşmek ( verzweifelte/ ist verzweifelt)

bereuen= pişman olmak die Reue= pişmanlık, vicdan azabı

reumütig= pişmanlık duyan, mahcup reich=zengin, bol, varlıklı

die Schuld= Suç, hata, veba. die Schulden= Borçlar (maddi)

schuldig=suclu /borclu die Sünde,-n= Günah

die Hölle,-n= Cehennem der Teufel,-= Seytan

der Teufelskreis,-e= Kisir döngü jemanden zu etw. zwingen= zorlamak, mecbur birakmak (zwang/ hat gezwungen )

der Zwang,-^e= Baski, Zorlama, Mecburiyet die Skepsis= Şüphecilik, kuşku skeptisch=süpheci, kuşkulu

der Skeptiker/in= Şüpheci

Author

Enes O.

Information

Last changed